<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124</id><updated>2012-02-12T20:46:45.641+02:00</updated><title type='text'>Yanlış Zamanda Yanlış Yerde Olan Yanlış Adam</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>88</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-7947718942924538860</id><published>2012-02-12T20:46:00.001+02:00</published><updated>2012-02-12T20:46:45.645+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sensizken&lt;br /&gt;Yalnızlık evlat acısı&lt;br /&gt;Geçmiş koca bir bıçak&lt;br /&gt;Her gün akşammış&lt;br /&gt;Akşamlar böyle sessiz&lt;br /&gt;Sokaklar ve şarkılar boğukmuş&lt;br /&gt;Ve ihtimalim olan hayatlar kurarmışım masallarda&lt;br /&gt;Yarısı yalan&lt;br /&gt;Yarısı gece&lt;br /&gt;Dönülmez gitmeleri bileyen gece&lt;br /&gt;Bıçakmış&lt;br /&gt;Siyah ve günahmış&lt;br /&gt;Hiç bilmeyeceksin&lt;br /&gt;Sensizken&lt;br /&gt;Geceleri mum ışığında titreyen o gölge bendim&lt;br /&gt;Benim kanımdı o karanlığı karaltan&lt;br /&gt;Sessizdim&lt;br /&gt;Çehresi yargılarından da çirkin yargıcılarca kapatıldı dudaklarım parmaklıklar ardına&lt;br /&gt;Ve sensizliğin gelir sorardı bana; “Masalcı, sen neden buradasın?”&lt;br /&gt;Sen neden burada değilsin?&lt;br /&gt;Diyemezdim…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-7947718942924538860?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/7947718942924538860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=7947718942924538860' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7947718942924538860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7947718942924538860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2012/02/sensizken-yalnzlk-evlat-acs-gecmis-koca.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-6032640270507812552</id><published>2012-02-02T18:22:00.001+02:00</published><updated>2012-02-02T18:22:35.374+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Murphy yasası: bir yerde bir çatlak varsa, mutlaka büyüyecektir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-6032640270507812552?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/6032640270507812552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=6032640270507812552' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/6032640270507812552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/6032640270507812552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2012/02/murphy-yasas-bir-yerde-bir-catlak-varsa.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-5251543658677652590</id><published>2012-01-27T01:49:00.003+02:00</published><updated>2012-01-27T02:21:55.911+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>İdeolojinin tanımı, bir insanın tüm yaşam alanlarında nasıl davranması ve düşünmesi gerektiğini (özellikle bilinçaltı düzeyinde) programlayan ve çok fazla bireysel hareket alanı bırakmayan siyasal, dinsel, kültürel, sanatsal vs. düşünceler topluluğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modernleşme ise, yaşamın bütün alanlarının pozitivist ve pragmatist bir felsefeyle yeniden anlamlandırılmasıdır. Yani Modern olan uhrevi olana değil, dünyevi olana bir referanstır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En azından bu kavramları ben böyle anlıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam bireyin ahretini kurtarmak için vardır. Bu iddiadadır. Dünyevi yaşamın organizasyonu için var olan hadis ve ayetler daha çok bireyin İslam’ı yaşamasına imkân sağlayan ortamı oluşturmakla mükelleftir. Amaç değil araçtır. Modernleşme ile bu uygun ortamın tehdit edilmesi, İslamın daha reaksiyoner biçimde, Modernizmin söylemlerine alternatifler oluşturarak, dünyevi yaşam alanlarını (kaynakların modern devletin yapısını açıklamak için yeterli olmamasına rağmen) tanımlama gayreti, onu bir ideolojiye dönüştürmüştür. Yani gerekli olan yaşam alanı oluşturma gayesi, asıl amacın önüne geçmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğu felsefelerinde, insanın dünyada misafir olduğu, doğayı kendine uydurmak yerine kendini doğaya uydurmakla ancak mutlu olabileceği, asıl olanın dünyaya sahip olmak değil, dünya’da misafir olduğunu unutmamak olduğu düşünceleri, İslam’da tasavvufla ifade tarzını bulmuş, ritüellerden çok “öz”ün ön plana çıktığı, nefis terbiyesinin ve bireysel ahlakın fıkıh kurallarının ruhsuz icra edilmesinden daha değerli olduğu bir inanış geliştirmiştir. Ama bu inanış ya tarikatlaşarak özünü yitirmiş, ya da devletin Allah’a ulaşmanın binlerce yolunu bir yola indirgeyen resmi İslam anlayışıyla mücadele edemeyerek yok olmuştur (ya da azınlıkta kalmıştır). Tarikatlaşanlarda 1925 te ortadan kaldırılmış ya da faaliyetlerine yer altından devam etmeye başlamışlardır. Bu eylemi haklılaştıracak materyal çok yakın tarihte zaten mevcuttur.   &lt;br /&gt;Yeniçerilerle Bektaşilik ilişkisi yüzünden, Yeniçeri ocağının kapatılmasından sonra II Mahmut tarafından Bektaşilik resmen kapatılmıştır. 1925 Kürt ayaklanması (Şeyh Sait İsyanı) ile Nakşibendîliğin yakın ilişkisi vardır ve bu isyan aslında devlet tarafından Batı Anadolu’ya yerleştirilmeye çalışılan şeyhler tarafından çıkarılmıştır. Bu şeyhler konumlarını muhafaza etmek için tarikatdeki nüfuslarını kullanmışlardır. Bu şeyhlerin çoğu 1858 arazi kanunnamesi ve onu tamamlayan 1864 vilayet kanunnamesi ile bir gecede toprak sahibi olan ve zenginleşen aşiret reisleridir. Bu ise bize, özünde ne kadar iyi niyetli olursa olsun, kitle hareketine dönüşen bir felsefenin masumiyetini daha fazla koruyamayacağını ve çıkar grupları tarafından manipüle edileceğini göstermektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam tarihi, din tarihinden ziyade siyaset tarihi olarak değerlendirilmeye namzettir. Şiilik ve Sunilik mezheplerinin ortaya çıkması herhangi bir dini kavramın yorumsal farklılığından değil, kim halife olacak tartışmasından kaynaklanmıştır. İslamın siyasallaşması, ortaya çıkışıyla neredeyse yaşıt ama bir ideoloji olarak ortaya çıkışı son dönemde, özellikle II Abdülhamit dönemindedir. Bunun nedeni ise İslam’ın bireysel pratiği için gerekli olan dünyevi ortamın varlığını tehdit eden Modernizme karşı kendisini savunma refleksidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-5251543658677652590?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/5251543658677652590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=5251543658677652590' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5251543658677652590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5251543658677652590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2012/01/skc-biseyler-biseyler-iste.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8389563603189454163</id><published>2012-01-13T22:51:00.000+02:00</published><updated>2012-01-13T22:52:18.463+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>LAİKLİK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laiklik nedir? Din ve siyaset ilişkisi bağlamında nerededir. Neden Türk demokrasi tarihinde ortaya çıkan askeri müdahaleler, dinin siyasete alet edilmesini ve laik düzeni ortadan kaldırmaya çalışmayı bir gerekçe olarak göstermişlerdir? Bugün bile laik, anti-laik tartışmasının sürmesi, laikliğin siyasal- toplumsal kutuplaşmamızın önemli parametrelerinden biri olduğu gerçeğini göstermektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı felsefi tarihini kabaca kilisenin ve din adamlarının etkisini sınırlandırmaya çalışmak olarak görebiliriz. Bunun neden böyle olduğunu ise kısaca şöyle açıklayabiliriz. Batı Roma imparatorluğunun yıkılması sonucu ortaya çıkan siyasi boşluğu iyi değerlendiren kilisenin, toplum nezdinde din adamlarının yetkilerini hayli arttırmış ve önemli bir kurum haline gelmiş olduğunu görüyoruz. Martin Luther King’e ve Calvin’e kadar, yani Rönesans ve Reform’a kadar bu gücünü muhafaza eden ve 16. yüzyıla kadar krallara taç giydiren kilisenin, bu vakitten sona gücünü yavaş yavaş kaybettiğini ve nihayet Fransız İhtilal’i ve aydınlanma çağının sihirli kelimesi “akıl” ile iktidarının sonlandırıldığını görüyoruz. Fransız İhtilal’i öncesi uygulamalar yüzünden halkın nefretini kazanan ve aristokrat sınıfı ile el ele verip halkın geri kalan kısmına eza ve cefa çektiren kilisenin, jakoben yönetimi altında bunun bedelini ödediğini, din adamlarının giyotine gönderildiğini, kilisenin mallarına el koyulduğunu görüyoruz. Zira Jakobenlerin başı Maximilien Robespierre, “Aristokratlar ve Katolikler insan haklarından yararlanamaz çünkü halkına o şeyleri yapanlar insan olamaz” diyerek kiliseye nefretini dillendirmiştir. Bu süreçte sanayi devrimi, Newton’un doğa kanunlarının belli kurallara göre işlediğini gösteren bulguları, bunun getirdiği teknik gelişmeler, aydınlanma çağı diye bilinen zaman diliminde, insan aklının ideal olan sistemi kurabileceği, akıl hariç hiçbir referans’ın doğru olmadığı fikrinin, başta felsefe olmak üzere, tüm toplumsal ve siyasal yapıda kabulü, ayrıca din savaşları sonucu bir çok insanın hayatını kaybetmesi gibi olaylar Batı toplumunda, din olgusunun insan hayatındaki önemini azaltmıştır. Ünlü filozof Nietzsche’nin “Tanrı öldü” sözü bu gelişimi veciz bir şekilde dile getirmektedir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca Batı’da laiklik, din adamlarının yetkilerini kısıtlama merkezinde gerçekleşmiştir diyebiliriz. Osmanlıya baktığımızda, Osmanlı’da din ayrı bir yapı değildir. Merkeziyetçi yapıya hizmet eden ve padişahın otoritesi altında iktidarı meşrulaştırıcı bir etken olarak vardır. Devlet ile din arasında bir tartışma çıkması durumunda, dini maslahatlar, devletin gereklerine göre yeniden yorumlanmaktadır. Mesela Fatih Kanunnamesinde, Fatih devletin bekası için kardeş katli yasasını kabul etmiş ve dinde yeri olmamasına rağmen bu dinen meşrulaştırılmıştır. Ayrıca II Mahmut’un Evkaf vekâletini kurup vakıf gelirlerine el koymasını meşrulaştırması için Şeyhülislam Aldülvehab’dan konuyla ilgili hadisler bulmasını istediği bilinmektedir. Görüldüğü gibi Osmanlı’da din devlete göre şekillenmektedir, devlet dine göre şekillenmemektedir. Konuyu toparlamak gerekirse, Osmanlı’da batı’daki gibi bir din-devlet çatışması olmamıştır. Lakin Osmanlı son döneminde, modern okullarda eğitim görmüş ve Batı’dan gelen fikirler ile yoğrulmuş kadro, Osmanlı’nın geri kalmışlığının sebebini İslam’da görmeye başlamışlar ve Laikliği bu merkezde anlamışlardır. Nitekim II Mahmut’un açtığı Askeri Tıbbiye’de okutulan dersler sayesinde Newton Fiziğini öğrenen öğrenciler, evrenin bir takım matematiksel yasalara sahip olduğunu ve bu yasaların neden sonuç ilişkisi içinde işlediklerini, yani tabiat olaylarının Allah’ın iradesiyle değil, kerameti kendinden menkul kurallar sayesinde gerçekleştiğini öğrenmişlerdir. Ayrıca Darwin Teorisi öğrencilerin o zamana kadar öğrendikleri bilgileri kökünden sarsacak etkiler yapmıştır. Gerçi, Mehmet Akif gibi bazı aydınlar, Osmanlının geri kalmışlığının sebebini İslam’a değil, İslamı yanlış yorumlamış ve yozlaştırmış zihniyet’e mal etmiş ve daha sonraları siyasal ideoloji olarak İslamcılığın oluşmasına fikir babalığı yapmışlardır, ama bu makalede bu konuya girilmeyecektir.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Türkiye’sine geldiğimizde, devletin birinci amacının toplumu modernleştirmek olduğunu ve yönetici kadroların, laikliği, bu amacı gerçekleştirmek için gereken meşrulaştırıcı enstrüman olarak kullandıklarını söylemek çok yanlış olmayacaktır.  &lt;br /&gt;Laiklik, toplumu modernleştirmenin bir aracı olarak kullanılmış ve elit-aydın kesim tarafından bir ideolojiye dönüştürülmüştür. Bu insanlara göre İslam maddi ilerlemeye ve çağdaşlığa karşıydı ve modernleşmek için İslam’ın bu topraklar üzerinde yaşayan insanlar için ifade ettiği anlam ortadan kaldırılmalıydı. Hatta Recep Peker, CHP eski Genel Sekreteri; Halkın hala eski hurafelere inandığını, kendini hala dini cemaat olarak gördüğünü, İslami kimliğini Türk kimliğinin üzerinde tuttuğunu ileri sürmüştür. Bunu kökten değiştirip rejimi sağlam köklere oturtmayı savunmuştur. Bu örnek, kendini aydınlanmış gören bir elit sınıfın, geri kalmış ve cahil olarak gördükleri halkı kalkındırmak için zor kullanmayı meşru gördüklerini göstermektedir. Laiklik işte bu modernleşme serüveninde, yönetim kadrosu elitler için gerekli olan meşrulaştırıcı malzemeydi. Bu elit aydın kesim, ordu ve basın ile beraber bir süre sonra kendisini laikliğin ve Atatürk’ün koruyucusu ilan etmiş ve Türk Demokrasi Tarih’ine dört tane müdahale armağan etmişlerdir.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan insanın doğasını ve kendi çıkarlarını muhafaza etme eğilimleri göz ardı edilmemelidir. Demokrat Parti’nin, Toprak Reformu’na karşı çıkan birkaç toprak zengini tarafından kurulduğunu aklımızda tutarsak ve yukarıdaki anlatılanlarla birleştirirsek, Türkiye’de yaşanan laik, anti-laik çatışmasının, elitlerin çıkarlarının çatışması olduğu sonucuna ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Demokrat Parti kolaylıkla merkezin laik ideolojisi karşısında kendisini İslam ile ifade etmeye başlayan çevrenin oylarını almayı başarmış ve iktidar olmuştur. Çevrenin laikliği din düşmanlığı olarak algılaması, İslamın siyasallaşmasını kolaylaştıran bir etken olmuştur. Bugün bile siyasal kutuplaşma din ile laiklik üzerinden yaşanmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç’ta Türk demokrasisi, din ve laiklik çatışma üzerinden sentezlenmiş ve bugün karşılaştığımız siyasi tabloyu oluşturmuştur. Tabi ki bu topraklar üzerinde gerçekleşmiş herhangi bir olayı anlamak için, bu olay üzerindeki Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin etkilerini görmezden gelmek naiflik olacaktır. Ben, bu topraklar üzerinde gerçekleşmiş herhangi siyasal bir olayı anlamak için, İslam’ı, İslam’ın Anadolu insanı nezdinde ki anlamını ve bu olay üzerindeki Batı etkisini bilmek gerektiğini düşünüyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8389563603189454163?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8389563603189454163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8389563603189454163' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8389563603189454163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8389563603189454163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2012/01/laiklik-laiklik-nedir-din-ve-siyaset.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-4280946964936036987</id><published>2012-01-12T18:21:00.001+02:00</published><updated>2012-01-12T18:21:25.298+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Aslanlar kendi tarihlerini yazana kadar, av hikayeleri hep avcıları övecektir." Afrika Atasözü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-4280946964936036987?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/4280946964936036987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=4280946964936036987' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4280946964936036987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4280946964936036987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2012/01/aslanlar-kendi-tarihlerini-yazana-kadar.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8723824265122625484</id><published>2012-01-08T01:56:00.002+02:00</published><updated>2012-01-08T02:00:48.202+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Aşk an'da yaşanıyor. Yarına taşınamayan bişey. C vitamini gibi bişey. Kullanılmayınca vücuttan atılıyor. Bişeyleri yarına taşımaya çalışmak hüzünlü bir eylem. Tıpkı yazmak gibi. Zaten yazmak, aşkı yarına taşımaya çalışmaktır. Bu yüzden hüzünlüdür. &lt;br /&gt;Artık kimse yarına taşınan bir aşkta istemiyor. Oracıkta yaşansın ve bitsin. Aşkın geçiciliğine meydan okuyan, onun izini mekanlar üzerinden arayan ve gerçekle hayali birbirine karıştıran zavallı bir adamın yel değirmenlerine saldıran don kişottan ne farkı var. Bütün kitaplarda anlatılan kızın adı Dulsinya. &lt;br /&gt;Sana haykırıyorlar &lt;br /&gt;"Neden yel değirmenlerini canavar sanıyorsun?"&lt;br /&gt;Cevap veriyorsun&lt;br /&gt;"peki ya siz! Neden canavarları yel değirmeni sanıyorsunuz?"&lt;br /&gt;Sesin boşlukta yiter gider. İşte bunun adı yalnızlıktır. Ve çok zordur... Her aşkın sonu gibi çok zordur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8723824265122625484?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8723824265122625484/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8723824265122625484' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8723824265122625484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8723824265122625484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2012/01/ask-anda-yasanyor.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-7637780627951176799</id><published>2012-01-07T16:02:00.001+02:00</published><updated>2012-01-07T16:02:21.687+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Zor olan isyan değil, zor olan farkında bir tevekkül. Kör bir şükürdense isyan etmeyi yeğlerim tabi ki. İkinci durumda dişini sıkmak daha kolaydır, isyan etmenin sorumluluğunu her omuz taşıyamaz. İsyan etmek dünyevi konforunu kaybetme tehlikesini göze almak demektir. Ama benim dediğim o değil, benim dediğim tevekkül zor olanı. Hani insanların sana yaptıkları zulümleri rabbin seni terbiye etmesi olarak düşünerek yapılan tevekkül. O terbiyeye sabredebilmek ve nefsin bencil isteklerinden sıyrılabilmek. Nefsin bencil isteklerinden sıyrılmak için evvela egoyu devirmek lazım usta. Bunun için evvela insanların sana böcek’e bakar gibi bakması lazım (Kafka’ya gönderme). Sahip olduklarını yitirmeli, dibe vurmalı, dost bildiklerinden sağlam kazıklar yemeli, hatta sevgilin, eşin, nişanlın (hangi boksa) ile bir ilişkiyi tüketmeli, (bu kolay zira artık ilişkiler de her şey gibi tüketilmek üzere yaşanıyor, içine fena halde cinsellik sosu katılmış biçimde) tüm ilişkilerin bu ilişkinin bir türevi olduğu aksiyomuyla vardığın tümevarım sonucu karşı cinse yüklediğin anlamın büyük kısmını geri alman gerekiyor diye düşünüyorum.  Sonrası karanlık günler. Ama aydınlıklar için önce karanlıklara girmek lazım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-7637780627951176799?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/7637780627951176799/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=7637780627951176799' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7637780627951176799'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7637780627951176799'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2012/01/zor-olan-isyan-degil-zor-olan-farknda.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-484459741657043224</id><published>2012-01-01T19:00:00.001+02:00</published><updated>2012-01-01T19:00:45.347+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Aşk yok, libido var" Freud&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-484459741657043224?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/484459741657043224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=484459741657043224' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/484459741657043224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/484459741657043224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2012/01/ask-yok-libido-var-freud.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-583212898625397876</id><published>2011-12-29T23:57:00.003+02:00</published><updated>2011-12-30T00:41:06.584+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>“Söylediğim, söylemek istediğim değil. Söylemek istediğim şey söylenemez.” &lt;br /&gt;Max Stiner&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl mesele insanları yöneten fikirlere inanmak değil, fikirleri yöneten insanlar olabilmek. Bu ise kendi iradesinin sorumluluğunu omuzlarına yükleme cesaretini göstermek ve gösterememek ile fena halde ilgili bir konudur. İradeli yaşamak, kendi yaşamının sorumluluğunu başkasına devretmemek demektir. Oysa insan doğası gereği, bedel ödemekten korktuğu için, kendini güvenli duvarlar içine hapsetmeye meyyaldir. Güvenli duvarların içinde her şey vardır ama bir tek özgürlük yoktur. Ve özgürlükten başka her şey boştur. Hiçbir kitle hareketi insana insan gibi davranmaz, o’na ulaşılması gereken “kutsal amaç” için kullanılan bir meta olarak bakar. Nasıl Marx işçinin emeğine yabancılaştığını ve emeğin alınıp satılan bir meta olduğunu söylemiştir, aynen öyle de kitle hareketleri içerisinde kişi yeteneklerine, ailesine, iradesine yabancılaşmış, kullanılan bir meta haline gelmiştir. Siyasal skalada nerede duruyorsa dursun bütün kitle hareketlerinde bir lider vardır, tartışılmaz usuller vardır, yanlış şeyler düşünür ve ya yaparsan dışlanma vardır. Bunlar insani değildir. Kitle hareketlerinin ya da bir grup insanın başka bir insanı aptal yerine koyması yasaktır. Burada gaza gelip “workers of all lands, unite!!!” diye kükriyesim geldi ama neyse…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-583212898625397876?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/583212898625397876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=583212898625397876' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/583212898625397876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/583212898625397876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/12/soyledigim-soylemek-istedigim-degil.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8457221612503002500</id><published>2011-12-26T02:51:00.000+02:00</published><updated>2011-12-26T03:36:43.865+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Hiçbir kadının dindiremediği bir yalnızlık...  Boş bir dolap gibi duruyorum hayatın kıyısında. &lt;br /&gt;Kırık bir kalem, buruşuk bir palto…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8457221612503002500?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8457221612503002500/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8457221612503002500' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8457221612503002500'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8457221612503002500'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/12/hicbir-kadnn-dindiremedigi-bir-yalnzlk.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-2319087111690596244</id><published>2011-12-21T00:31:00.003+02:00</published><updated>2011-12-21T00:43:17.665+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"İhtiyaç duyduğum ilgi, kazanç ve anlayışı bir nebze olsun bulabilmi olsaydım, kominist partiye katılır mıyıdım bilmiyorum...&lt;br /&gt;İmparatorluğun yıkılmasıyla değerleri yok edilmiş, temelleri sarsılmış bir toplumun çocuğuyum ben...&lt;br /&gt;Benim ait olduğum ve Cumhuriyetle doğmuş nesil bir ihanetin kurbanıdır...&lt;br /&gt;Benim neslim hor görüldü, ihmal edildi; aldatıldığını fark etmek zorundaydı. Ancak o zaman her şeyi reddedebilir ve yıkılan değerlerin yerine yenisini koyabilirdi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aclan Sayılgan - İnkar Fırtınası - 1946&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-2319087111690596244?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/2319087111690596244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=2319087111690596244' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2319087111690596244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2319087111690596244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/12/ihtiyac-duydugum-ilgi-kazanc-ve-anlays.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-635774297165804092</id><published>2011-12-10T23:47:00.002+02:00</published><updated>2011-12-11T00:25:31.937+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>O gecelerden birinde tanıdım Esrar’ı. Gerçek adını kimse biliyor muydu? Hatta bir gerçek adı var mıydı? Kıpkırmızı bir şeydi onu tanıdığımda, “Senin adın ne?” diye sormuş muydum bilmiyorum. Terden sırılsıklam olduğumu anımsıyorum. Kulağıma eğilip ateş gibi nefesiyle fısıldamıştı kulağıma ismini, “Esrar”. İşte o zaman anlamıştım maskelerin bilinenin aksine saklayan değil, ayan eden bir şey olduğunu. Esrar, hem kafa yapan bir ot, hem de kavranamaz bir sır gibiydi. Esrar anlatmadan anlayan kadınlardandı. Ve en çokta hiç gülümsemeyen yüz ifadesi hoşuma gitmişti. O zamanlar etraf vıcık vıcık gülümseyen surattan geçilmiyordu. O zamanlar dediğim, kendimi herkesle iyi geçinmek zorunda hissettiğim ve bu yüzden hep kendini herkesle iyi geçinmek zorunda hisseden insanlarla teşrik-i mesai yaptığım, insanlar benim hakkımda hep iyi şeyler düşünsün diye götümü (afedersiniz çocuklar) yırttığım zamanlardan bahsediyorum. Artık öyle değilim desem bunun Hegel'in bahsettiği tarihsel zorunluluk fikrine yapılmış bir el haraketi olduğunun fena halde idrakinde olduğumdan, Katip Bertleby gibi öyle dememeyi tercih ediyorum diyorum. Efendim Esrar demiştik, o gece (özgürlükçü, bireysel her ergen gibi tüm deneyimlere açıklığımdan ne verdilerse hepsini içip kafamı bir milyon ettiğim gece, bahanemizde hazır, ayık kafayla bu dünyaya bakmaya tahammül edemiyorum üstad (yesinler senin nihilzmini)) sızmadan önce gördüğüm son şey, yeni tanıştığım Esrar'ın sırıtmayan suratı olmuştu. Öyle işte sonra da bi bok olmadı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-635774297165804092?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/635774297165804092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=635774297165804092' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/635774297165804092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/635774297165804092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/12/o-gecelerden-birinde-tandm-esrar.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-2493401991730469064</id><published>2011-12-08T23:02:00.002+02:00</published><updated>2011-12-08T23:21:01.919+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>İnsan büyüdükçe her şey gibi geçmişte değişiyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-2493401991730469064?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/2493401991730469064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=2493401991730469064' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2493401991730469064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2493401991730469064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/12/insan-buyudukce-her-sey-gibi-gecmiste.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8660381186608677416</id><published>2011-11-15T16:02:00.006+02:00</published><updated>2011-11-28T23:07:29.529+02:00</updated><title type='text'>Bir Zamanlar Anadolu'da</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-kJuua0nVLng/TtP4CY6YkLI/AAAAAAAAAPo/GMJgGjcWPJ4/s1600/61610-bir-zamanlar-anadolu-da-gorucuye-cikti-video-galeri.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 290px; height: 298px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-kJuua0nVLng/TtP4CY6YkLI/AAAAAAAAAPo/GMJgGjcWPJ4/s400/61610-bir-zamanlar-anadolu-da-gorucuye-cikti-video-galeri.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5680156274975084722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; Arka koltukta birisini öldürmüş bir adam varken önde en önemsiz konular hakkında konuşup dertlenen ya da espiriler yapan polisler oturuyor. Savcı azarlıyor komiseri, komiser dövüyor katili. Doktor boşluğa bakar gibi içerisinde hesaplaşamadığı bir şeylere bakıyor sanki. Jandarma başçavuş o sıra başını ağrıtacak bir şeylere bulaşmama derdinde, bisküvi yediriyor savcıya. Savcı doktora bi kadından bahsediyor. Muhtar ölüleri bekletmek için morg istiyor. Kız çay getiriyor. Oysa kimse görmüyor bulanık bakışlarıyla bir katilin nasıl cehenneme dönüştüğünü. Sonra buluyorlar maktülü, clark gable espirisi yapıyor savcı, zabıt tutuyorlar, sanki orda ölen bir insan değilmiş gibi soğuk. Soğuk hava. Sonra dönüyorlar. Kendini öldüren bir kadına dönüşüyor savcının kadını. Savcı ağlıyor. Öldürmek nedir diye sorduruyor izleyene. Başkalarının ölümlerine böylesine duyarsızlaşmışken, savcı neden bir garip olduğunu anlayamıyor. Kendi ölümünede böyle zabıt tutabilir miydi? Müzik hiç girmiyor. Sadece rüzgar var. Muhtarın kızının saçları dalga dalga doktorun içine dalgalanıyor. Maktülün elbiseleri karısına veriliyor. Maktülü kesen adam bir kasap duyarsızlığında espiri yapıyor. Kimse gülmüyor. Otomatik testere istiyor adam. Doktor susuyor. Kadın elbiseleri alıp gidiyor. Çocuk, önce  katil olan babasının kafasına taş fırlatıyor, sonra topa tekme atıyor. Ama neler olup bittiğini kimse anlamıyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8660381186608677416?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8660381186608677416/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8660381186608677416' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8660381186608677416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8660381186608677416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/11/bir-zamanlar-anadoluda.html' title='Bir Zamanlar Anadolu&apos;da'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-kJuua0nVLng/TtP4CY6YkLI/AAAAAAAAAPo/GMJgGjcWPJ4/s72-c/61610-bir-zamanlar-anadolu-da-gorucuye-cikti-video-galeri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-1458002203384391206</id><published>2011-11-15T02:40:00.001+02:00</published><updated>2011-11-15T02:40:22.524+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Siyasal yönetim eskiden beri büyük çoğunluğun bir azınlıkca sömürülmesi ve ona boyun eğdirilmesi için kullanılmaktadır. Yasa dediğimiz şey bu çabaların sistematikleştirilmesinden başka bir şey değildir" Robespierre-1789-Fransa&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-1458002203384391206?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/1458002203384391206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=1458002203384391206' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1458002203384391206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1458002203384391206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/11/siyasal-yonetim-eskiden-beri-buyuk.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-5375846313900537875</id><published>2011-11-01T23:57:00.001+02:00</published><updated>2011-11-01T23:59:27.549+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>bugün pazar yaptım. Yeşil fasülye aldığım yaşlı adamın yüzündeki çizgiler yaşlılıktan çok vazgeçmişlikten geliyordu. Gördüm...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-5375846313900537875?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/5375846313900537875/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=5375846313900537875' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5375846313900537875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5375846313900537875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/11/bugun-pazar-yaptm.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-7257191223482429250</id><published>2011-10-13T23:00:00.001+03:00</published><updated>2011-10-13T23:00:36.289+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Gelmek ne kadar zorsa gitmek o kadar kolaydı işte. Bana bakan adamlardan ve gözlerindeki idamlardan anlayabiliyordum. Hiç görememişlerdi beni. Hep başka bişeylere bakmışlardı bana bakarken. Bense hayatı bir masalmış gibi yaşadım. Hâlbuki hayat bir savaş.  Bu savaşın galipleri hiç savaşmamış olanlar. Savaşanların payına hüzünlü gözler düşüyor. Herkes kendiyle yaralı. Ve yalnızlık bu yüzyılın şeytanı. Dışarıdan allanıp pullanmış, hiç yaşlanmamaya yeminli yaşlı magazin yazarı ablaların dediği şey özgürlük oysa. Kelimelerin tanımlarını değiştiriyorlar. Bu yüzden aptallaşıyor ve kutsallarımızı yitirmek için hızla büyüyoruz taksimin arka sokaklarında. Günahın ve yasağın damağımızda bıraktığı o kekremsi lezzet. Ablaların dediği şey bireysellik. Zincirlerinden kurtulmak… Ve tanrı kadını tekrar ve tekrar başka suretlerde yaratır oralarda.. Gördüm. Gözlerinde cellâtlarla bana baktıklarını. En sonunda da taraflar alışkanlıkların ve heyecansızlığın eline bırakıyor kendini. Başka ihtimallerin düşleriyle oyalanıyor. Eros…  &lt;br /&gt;Bazen müzik dinliyorum. Bişey yaparken değil, oturup müzik dinliyorum. O kadar derin ki. Deniz gibi. Tuzlu olmayan bir deniz. Hiç acıkmıyorum o zamanlar. İnsan yüzerken acıkır mı? &lt;br /&gt;Tüm kitaplarımı sokakta sattım. Ama gidip yenilerini aldım sonra. Kitapsız kendimi çıplak hissediyorum. Ve çıplak birisini kim ciddiye alır ki?&lt;br /&gt;Yürürken, okurken ya da, ne bileyim kahve içerken, dikenler batıyor beynimin içine. Beynim içini kurtçuklarla kemiriyor. Ve ben hala varamıyorum bütün bu sırra. Neden?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-7257191223482429250?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/7257191223482429250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=7257191223482429250' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7257191223482429250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7257191223482429250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/10/gelmek-ne-kadar-zorsa-gitmek-o-kadar.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-2103503732074578567</id><published>2011-10-05T22:09:00.001+03:00</published><updated>2011-10-05T22:11:52.521+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sustum bir senin yokluğuna. Kim okuyacaktı onları, kim kelimelerimi kelimeleri yapacaktı. Sen susunca uçup gitti masallarım mavi bir kuş suretinde. Aklımın değil ama ruhumun bir köşesini yırta yırta uçan mavi kuşun kanatlarından döküldüm. Yerlere saçıldım. Buz parça oldum çocuk. Kırıklarım hiçbir kar kraliçesine yar olmadı bir daha. Kays bir daha düşmedi Leyla’nın ardına. Kırılan yerlerden soğuk girdi içime. Ankara soğuğu üşüttü çocuk. Bilirsin. Artık bilirsin. İnsan büyüdükçe bilir. Bildikçe daha çok üşür. Hiçbir sokak çocuğuna merhamet etmeyen o soğuk buz kesti kalbimi. Ve ben hala ne zaman Ortaçgil dinlesem, yazılmamış bir masal daha kırılıyor içimde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-2103503732074578567?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/2103503732074578567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=2103503732074578567' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2103503732074578567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2103503732074578567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/10/sustum-bir-senin-yokluguna.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-1950065682933947090</id><published>2011-09-15T00:36:00.001+03:00</published><updated>2011-09-15T00:38:02.307+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Özgürlük, kendine saygını yitirmemektir. Kendinden utanmamaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-1950065682933947090?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/1950065682933947090/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=1950065682933947090' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1950065682933947090'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1950065682933947090'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/09/ozgurluk-kendine-saygn-yitirmemektir.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-6695347836232800193</id><published>2011-08-25T18:53:00.003+03:00</published><updated>2011-08-25T19:04:04.677+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yazmakta ilişki yaşamak gibi. Zamanla karşılıklı taraflar birbirini tüketiyor. Geriye anlamsız alışkanlıklar kalıyor. Bunu da yaşamak zannediyoruz. Hatta daha ileri gidiyor kimimiz, akşam izlediğimiz haber bültenlerini gerçek zannediyor sözgelimi, ya da ne bileyim, internete olan bağımlılığını benim sigara bağımlılığıma saldırarak meşrulaştırıyor. Ve bir de The Imaginarium of Doctor Parnassus is iyi film.    &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-6695347836232800193?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/6695347836232800193/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=6695347836232800193' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/6695347836232800193'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/6695347836232800193'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/08/yazmakta-iliski-yasamak-gibi.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8169330481185058148</id><published>2011-08-12T21:34:00.001+03:00</published><updated>2011-08-12T21:34:17.271+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Çekiciliği olmayanın hayatı da yoktur, onlar ölü gibidir. Ama çekicilik insanın kendisi de değildir. &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8169330481185058148?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8169330481185058148/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8169330481185058148' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8169330481185058148'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8169330481185058148'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/08/cekiciligi-olmayann-hayat-da-yoktur.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-4236042721403723337</id><published>2011-08-04T01:39:00.001+03:00</published><updated>2011-08-04T01:39:57.464+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sonra zaman olmuş aşk bitmiş, aşk bitince yalan başlamış. Gözlerini kaçırır olmuşlar birbirlerinden, daha az konuşup daha çok susar olmuşlar. Kaçıp giden gözlerden geriye ise ayrılığa dair sessizlikler kalmış. Sonra bu sessizliklerin içine geceleri patlayacak kavga tohumları ekmişler. Kelimeleri bıçak etmişler sonra, kanatmak için acısın için en yumuşak yerlere saplamışlar. Çok kan akmış tabii, o kadar kan akmış ki önümde ki beyaz kâğıt kıpkırmızı olmuş. Sonra beyaz kâğıdın içindekiler aniden dönüp bana bakmışlar her şeyin sorumlusu benmişim gibi. Gözlerimi kaçırmışım hemen, kaçmışım yani… Kaçınca da geride ayrılığa dair bir masal bırakmışım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-4236042721403723337?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/4236042721403723337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=4236042721403723337' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4236042721403723337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4236042721403723337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/08/sonra-zaman-olmus-ask-bitmis-ask.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-7648727892416926020</id><published>2011-08-03T04:58:00.000+03:00</published><updated>2011-08-03T04:59:00.163+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Dün gece rüyamda bir çocukluk sabahına uyandım. Annem yüzünde simsiyah bir kahır ile kovayı değiştirdi önce, sonra titrek parmaklarının ucundan dökülmüş küçük bir umut ışığına benzeyen çıra ateşini sönmesin diye avuçlarının içinde koruya koruya taşıyıp kovaya bıraktı. Soba tutuşmadı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-7648727892416926020?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/7648727892416926020/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=7648727892416926020' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7648727892416926020'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7648727892416926020'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/08/dun-gece-ruyamda-bir-cocukluk-sabahna.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-3417516712918832171</id><published>2011-07-26T01:43:00.000+03:00</published><updated>2011-07-26T01:44:36.806+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;Ayna:&lt;/strong&gt; Gönül ayna gibidir. Gördüğü renge boyanır. Ondandır sevgiliye gönlün sultanı denir. Sevince gönül aynasından başkaca renk yansımaz çünkü.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Zerkalo:&lt;/strong&gt; Büyük politik amaçlar uğruna heba edilen insanlığa bir ayna tutmuştur tarkovsky. İnsanın değersizleştirilmesiyle gelen çöküşü, Rus askerlerinin çamurlar içinde bata çıka, şanlı zaferler ve devrim uğruna, sefil bir şekilde uçsuz bucaksız sapsarı arazide anlamsızca yürüdüğü bir sahneyle anlatmıştır. &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Miror:&lt;/strong&gt; Loreena Mckennit Mask and Miror demiştir bir albümüne. &lt;br /&gt;“cast your eyes on the ocean &lt;br /&gt;cast your soul to the sea &lt;br /&gt;when the dark night seems endless &lt;br /&gt;please remember me…” diye de münacat buyurmuştur aynadan akseden yüzüne.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mir’at:&lt;/strong&gt; Allah insanı bir ayna suretinde yaratmıştır. Kendi güzelliğini bu aynadan seyretmek için. Ama sırlıdır aynanın bir yanı. Ayna ikiyüzlüdür yani. Bir yanı güzel yansıtır da insanın, diğer yanı ne görse hep bir siyahlıktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-3417516712918832171?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/3417516712918832171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=3417516712918832171' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3417516712918832171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3417516712918832171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/07/ayna-gonul-ayna-gibidir.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-3473060509550981884</id><published>2011-07-25T02:49:00.001+03:00</published><updated>2011-07-25T02:49:37.845+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kaçmak eylemlerini terk etmek değildir, kaçmaktan daha eylem dolu bir şey olamaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-3473060509550981884?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/3473060509550981884/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=3473060509550981884' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3473060509550981884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3473060509550981884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/07/kacmak-eylemlerini-terk-etmek-degildir.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-4022722908798442839</id><published>2011-07-25T00:14:00.002+03:00</published><updated>2011-07-25T00:19:42.282+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Hepimizin balonları var. Patlatmak lazım. Samimiyet için.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-4022722908798442839?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/4022722908798442839/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=4022722908798442839' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4022722908798442839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4022722908798442839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/07/hepimizin-balonlar-var.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-7362960585812769409</id><published>2011-07-21T11:54:00.001+03:00</published><updated>2011-07-21T11:54:57.277+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"içim insan mezarlığı &lt;br /&gt;en çok da ben ölmüşüm kuklacı&lt;br /&gt;adım başı mezar taşım var&lt;br /&gt;katillerim en sevdiğim insanlar"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-7362960585812769409?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/7362960585812769409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=7362960585812769409' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7362960585812769409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7362960585812769409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/07/icim-insan-mezarlg-en-cok-da-ben.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-3059930230350882778</id><published>2011-07-18T03:16:00.001+03:00</published><updated>2011-07-18T03:19:14.349+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Uzaklaşan bir otobüse bakar gibi bakıyordu her şeye. Ya da her şey onu bırakıp gidiyordu da sanki, her şey denilen şeyin yavaş yavaş uzaklaşan bir hiçbir şey olduğunu kavramanın hüznünü yüklüyordu omuzlarına. Hüzün en çok omuzlara biniyordu. Binip belini iki büklüm ediyordu. Değnek yaptırmıştım ona bu yüzden. Bayramda götürecektim. Yüzündeki gülümsemeyi hayal ederek çıkacaktım yola, bi nebze olsun mutlu olacağını hayal ederek çıkacaktım. Oysa, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"seken bir kurşun kadar &lt;br /&gt;kurşuni bir kış denizi kadar bile &lt;br /&gt;taraf tutmayan ölüm" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kara bir haber olup bir telefonda saplandı kalbime. Neden benim masallarım bir varmış bir yokmuşla değilde hep geç kalışlarla başlıyordu? Onun hiç dokunmadığı bu değnek artık evimin bir köşesinde ondan bir hatıra olarak saklanacak. Ve baktıkça ona, tekrar hatırlayacağım anneme kurduğum o cümleyi, “Fadime nine bir gün ölürse, yalnızlıktan ölecek anne ve bunu benden başka kimse bilmeyecek…”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-3059930230350882778?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/3059930230350882778/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=3059930230350882778' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3059930230350882778'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3059930230350882778'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/07/uzaklasan-bir-otobuse-bakar-gibi.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-4465880712868088237</id><published>2011-07-13T19:44:00.001+03:00</published><updated>2011-07-13T19:44:35.015+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>İnsan unutur. Her hatıra bir demagoji. Her hatıra egoizmin süzgecinden geçmiş bir savunma. İnsan her hatırasını tekrar yaratır. Her tekrarda günahlarını temizler zamanla. Günahların boşluğuna yalanlar tıkıştırır. Sonra kendi de inanır yalanlarına. Artık hiçbir iz kalmamıştır cinayetten geriye. Tek şahit sindirilmiştir. Bu yüzden kendini tanıyamaz insan, kendini aldatır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-4465880712868088237?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/4465880712868088237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=4465880712868088237' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4465880712868088237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4465880712868088237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/07/insan-unutur.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8335322532109009976</id><published>2011-07-06T12:38:00.001+03:00</published><updated>2011-07-06T12:38:14.168+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Karanlık sokaklardan hayal meyal geçip gide gide hep aynı yere varırdı; mezar suskunluğundaki o eve. Sonra derinleşip giden gözleri evin bahçesine bakar gibi, geçmişine bakardı uzun uzun. Sokakta gündüzden kalma çocuk oyunlarını, onların gölgeleri devam ettirirdi. Gece usul usul, masal masal çökerdi içine. Geride sadece sigara kokusu kalırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen her şeyiyle yalan bir dünyada yaşadığını hissettiren bu duyguyu kimden kapmıştı, hangi kitaptan? Yoksa gerçekten yalan bir şehrin kaldırımlarını mı adımlıyordu her gün, yalandan konuşmalarla yalan bir günü bitirip akşam olunca yalan bir evin kapısını mı açıyordu, yalandan mı giriyordu o evin içine, kitap diye bir yalanın sayfalarını mı karıştırıyordu sonra, uyku diye bir aldanışa mı yatıyordu her gece? Kimseyle paylaşmasa da içindeki bu sorular onun şeklini şemalini alıp etrafa bu yalanları sessiz sessiz anlatıp dururdu onun suretinde. Bazen göz göze gelirdik, uzun uzun birbirimize bakardık. Gözlerini bir türlü oturtamazdım masallarıma, bir türlü oturtamazdı gözlerimi masallarına, yabancı bakışlarımdan, yabancı bakışlarından anlardım. Sonra bir gün çekti gitti hiçbir şey söylemeden. Ya da öyle bir gitti ki geriye susuşlardan oluşmuş kocaman kelimeler kaldı. Yerimden hiç kımıldayamadım bu kelimelerle karşılaşınca. Düğümlendi boğazım konuşamadım, bütün bunların ortasında boş boş boşluğa baktım bir süre. Ağır mı ağır bir taştı bu kelimeler, bana benim suretimi gösteren bir aynaydı. Sustum ve yüzüm diye onun yüzünün kıvrımlarını düşündüm. Eski bir kelime yığınına benzeyen, artık okunmayan modası geçmiş bir kitaba benzeyen o yüzü seyrettim. Çocukluğumu bir daha hiç görmedim…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8335322532109009976?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8335322532109009976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8335322532109009976' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8335322532109009976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8335322532109009976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/07/karanlk-sokaklardan-hayal-meyal-gecip.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-4234247763692990701</id><published>2011-06-29T11:28:00.002+03:00</published><updated>2011-06-29T11:31:01.041+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Kaçmak eylemlerini terk etmek değildir, kaçmaktan daha eylem dolu bir şey olamaz. Lakin hayat bana bir şey daha öğretti.&lt;br /&gt;Kim bize bir kaçış çizgisi üzerinde bütün kaçtıklarımızı bir daha bulamayacağımızı söyleyebilir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-4234247763692990701?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/4234247763692990701/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=4234247763692990701' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4234247763692990701'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4234247763692990701'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/06/kacmak-eylemlerini-terk-etmek-degildir.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-1308201796611733335</id><published>2011-06-25T15:20:00.000+03:00</published><updated>2011-06-25T15:21:08.291+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Umudunu çok önceden yitirmiş bir kadınmış aslında, bir kadından da öte bir insanın masalıymış. Hayatını değiştirecek bir şeyler ararmış hep, değişim diye aşka sarılırmış çoğu zaman. Sarıldığı aşklar onda ağır yaralar açarmış sonra, gözlerinin altına mor halkalar otururmuş da içinde ki boşluklara içki doldururmuş bu kadın, gecenin ciğerine ciğerine çekermiş sigarasını. Hep dik durmak zorunda olduğundan hüzünlerini kahkahadan makyajlarla örtermiş, kimse bilmezmiş... Karşısında yalnızlığı olurmuş geceleri, şerefe çekerlermiş birbirlerine. Kadın eyvah dedikçe yalnızlığı da eyvah dermiş, ya da karşındaki ışıklı şehir onun yalnızlığından ibaretmiş gibi her evden eyvahlar yükselirmiş. Sonra bu eyvahlar masalcının rüyasında aç kurtlara dönüşür ve kadını yemeye başlarlarmış, “eyvah” diye uyanırmış masalcı, “eyvah bu eyvahlar yiyip bitirecek bu kadını…” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eyvah diye uyandım. Eyvah dedim bu eyvahlar yiyip bitirecek bu kadını. Sokağa fırladım boğulurcasına, elimde resmi… Kulaklarımda çığlıkları adımladım şehrin umursamazlığında sonra, sanki çığlıklar kulaklarımda değil de ciğerlerimdeymiş gibi sigara dumanıyla üflemeye çalıştım hepsini şehrin umursamazlığına. Elimdeki resme baktım sonra uzun uzun, alnına üşüşen gölgelere baktım, gölgelerin arasındaki eline ve bakışlarından okunan uçsuz bucaksız yalnızlığıyla bu yalnızlığında yankılanan çaresizliğine baktım. Nesi var bu resmin böyle dedim içimden, neden suskun karasevdalılar gibi, kaşları neden kalkmaz bir türlü, yüzü neden gülmez. “Her insanın bir sevgiliye ihtiyacı var” dedi resim bakışlarının olanca sessizliğiyle bana, “ama sevgili bile insanın içindeki yalnızlığı savuşturmaya yetmiyor…”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-1308201796611733335?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/1308201796611733335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=1308201796611733335' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1308201796611733335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1308201796611733335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/06/umudunu-cok-onceden-yitirmis-bir-kadnms.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-5397283156451917664</id><published>2011-06-24T00:27:00.000+03:00</published><updated>2011-06-24T00:29:19.902+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Ve gün oldu anladım. Dünyayı kazandıkça insan kendini kaybedermiş. Tepeye çıkanlar, oraya nasıl çıktıklarını umursamayanlarmış. Heykellerin bile bir tanrısı varmış, heykelleştikçe tanrılaşmayı kutsayanların gözünde. İnsan kaçtıkça değil durdukça kanarmış. Durmak sanılan şey kaçmanın daniskasıymış. İnsan dediğim insan az yaşayan birçok hayalmiş. Hayallerse gerçekten uzaklaştıkça güzelmiş. Hayal ettiği kadar insanmış insan, gerçek kaldığı kadar yalan. Yalanlar en büyük yalanımızın bir tesellisiymiş. Masallarsa gerçek olamayacak kadar yalan, yalanlar hayal olamayacak kadar kirliymiş. Hayat en çok şarkılarla hayatmış, masallar en çok şarkılarla şarkı, ölümler en çok sessizliklerle anlamlı, aşklar en çok şehvetle hem dem, gelecek en çok gelmeyecekle şekillenirmiş. Her şeye alışırmış da insan bir tek yalnızlığa alışamazmış, alıştım sandığı şey sadece kabullendiği yenilgileriymiş. Kitaplar bize bizi anlattığı kadar güzelmiş sonra, bize bizi anlatamadığı kadar uzakmış en yakın dost bellenen roman karakterleri. Beklene beklene beklenemez olmuş dostlar, kendimize bakmaktan göremez olduğumuz birkaç insanmış belki hemen kıyılarımıza demir atmış. Kıyılarımızdan esen buz gibi rüzgârlarla üşümüş. Üşütmüş bizi kıyılarımızda üşürken. Memleket dediğin şey bağrında senin çocukluğunu taşıyan, çocukluk hayallerini, büyüklük kırıklıklarını taşıyan bir dağ siluetiymiş. Her gidişinde daha da soğuyan bir hoş geldinmiş gitmekler buralardan oralara, ya da gelmekler oralardan buralara…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-5397283156451917664?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/5397283156451917664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=5397283156451917664' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5397283156451917664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5397283156451917664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/06/ve-gun-oldu-anladm.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-678742074097091958</id><published>2011-06-23T11:57:00.003+03:00</published><updated>2011-06-23T12:05:34.420+03:00</updated><title type='text'>Damar bilimine giriş, ders 1</title><content type='html'>&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-cf5773aa236ad7e9" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v7.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dcf5773aa236ad7e9%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331342855%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D1786B359DC0FECFEC71C703B43BEB716AAF51205.4A6B9689C88684233E22C4FAE57F55DA75480CDC%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dcf5773aa236ad7e9%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DctMkti5n3OMJATd-kt1kNCeuG0o&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v7.nonxt7.googlevideo.com/videoplayback?id%3Dcf5773aa236ad7e9%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331342855%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D1786B359DC0FECFEC71C703B43BEB716AAF51205.4A6B9689C88684233E22C4FAE57F55DA75480CDC%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3Dcf5773aa236ad7e9%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DctMkti5n3OMJATd-kt1kNCeuG0o&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-678742074097091958?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=cf5773aa236ad7e9&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/678742074097091958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=678742074097091958' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/678742074097091958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/678742074097091958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/06/blog-post.html' title='Damar bilimine giriş, ders 1'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-2516930080714882827</id><published>2011-06-20T15:23:00.002+03:00</published><updated>2011-06-20T15:33:31.224+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>insan aldanır. Aldanmanın cezası olmaz. Ceza samimiyetsizdir. Adamın suratına maske takar. Maskeli adamlar maskeli balolar yapmazlar. Onlar gözlerini kısıp kısıp etrafa bakarlar. Düşenlere bakıp bakıp rahatlarlar. Şükür biz düşmedik derler. Onlar böyle dedikçe efrasiyabın midesi bulanır. İnsan aldanır ahretlik. Aldanmanın cezası olmaz. Zulmün cezası olur. Halbuki onlar hüsrandadır, bilmezler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-2516930080714882827?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/2516930080714882827/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=2516930080714882827' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2516930080714882827'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2516930080714882827'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/06/insan-aldanr.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8333398040700167611</id><published>2011-06-03T17:58:00.002+03:00</published><updated>2011-06-03T18:00:11.476+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Fight Clup izlemek bana salakça bir özgüven bir boşvermişlik (alayına giderim kralını tanımam anlamında) veriyor. Ama fight clup izlemiyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8333398040700167611?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8333398040700167611/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8333398040700167611' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8333398040700167611'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8333398040700167611'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/06/fight-clup-izlemek-bana-salakca-bir.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-5229495938178837548</id><published>2011-05-27T09:13:00.001+03:00</published><updated>2011-05-27T09:16:58.153+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Üstelik, onu yeniden aramaya çıkmak, kayboluşunu büsbütün derinleştirirdi..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-5229495938178837548?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/5229495938178837548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=5229495938178837548' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5229495938178837548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5229495938178837548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/05/ustelik-onu-yeniden-aramaya-ckmak.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-884732921809252269</id><published>2011-05-09T10:52:00.002+03:00</published><updated>2011-05-09T10:58:13.650+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>3 Ocak 1889 sabahı dışarıdan gelen gürültülere uyanıp sokağa inen Nietzsche, yaşlı bir atın, sahibi tarafından feci şekilde dövülmüş olduğunu görür. Koşarak atın boynuna sarılır ve ağlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-884732921809252269?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/884732921809252269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=884732921809252269' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/884732921809252269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/884732921809252269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/05/3-ocak-1889-sabah-dsardan-gelen.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-2734357550984339356</id><published>2011-04-28T10:59:00.000+03:00</published><updated>2011-04-28T11:00:44.210+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Madem beni sevmeyecektin, beni neden yarattın?"&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Frankenstein&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-2734357550984339356?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/2734357550984339356/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=2734357550984339356' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2734357550984339356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2734357550984339356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/04/madem-beni-sevmeyecektin-beni-neden.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-223627415147562220</id><published>2011-04-23T11:45:00.002+03:00</published><updated>2011-04-23T11:46:25.504+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>“Bana söyler misin, lütfen. Buradan ne tarafa gitmeliyim?” dedi Alice. &lt;br /&gt;“Bu daha çok nereye gitmek istediğine bağlı.” dedi kedi. &lt;br /&gt;“Nereye gittiğim önemli değil.” dedi Alice. &lt;br /&gt;“O zaman hangi yoldan gittiğin de önemli değil” dedi kedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alice Harikalar Diyarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-223627415147562220?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/223627415147562220/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=223627415147562220' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/223627415147562220'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/223627415147562220'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/04/bana-soyler-misin-lutfen.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-179752976142480223</id><published>2011-04-20T12:28:00.000+03:00</published><updated>2011-04-20T12:29:19.887+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yüzsüzdü adam, bu yüzden tanrı gibi davranıyordu, çünkü tanrıların yüzü yoktu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-179752976142480223?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/179752976142480223/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=179752976142480223' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/179752976142480223'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/179752976142480223'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/04/yuzsuzdu-adam-bu-yuzden-tanr-gibi.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-7508147354867361171</id><published>2011-04-13T08:57:00.002+03:00</published><updated>2011-04-13T09:08:39.437+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Allah insana kaldıramayacağı yük vermezdi ama Allahın verdiği yükü insanlar bazen kaldıramıyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-7508147354867361171?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/7508147354867361171/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=7508147354867361171' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7508147354867361171'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7508147354867361171'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/04/allah-insana-kaldramayacag-yuk-vermezdi.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-1867942364581380934</id><published>2011-04-04T09:44:00.003+03:00</published><updated>2011-04-04T10:05:59.234+03:00</updated><title type='text'>İnançsızlığa bir ağıt</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-WSE1bVjwtXc/TZlpB7XsgQI/AAAAAAAAAO0/F8qt4PiCcts/s1600/kosmoskosmos011270734700.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 278px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-WSE1bVjwtXc/TZlpB7XsgQI/AAAAAAAAAO0/F8qt4PiCcts/s400/kosmoskosmos011270734700.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5591615894195044610" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzleyin "ey vakti duymak doruğuna varanlar"....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-1867942364581380934?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/1867942364581380934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=1867942364581380934' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1867942364581380934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1867942364581380934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/04/izleyin-ey-vakti-duymak-doruguna.html' title='İnançsızlığa bir ağıt'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-WSE1bVjwtXc/TZlpB7XsgQI/AAAAAAAAAO0/F8qt4PiCcts/s72-c/kosmoskosmos011270734700.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-6554603242195552016</id><published>2011-03-20T13:31:00.001+02:00</published><updated>2011-03-20T13:31:50.017+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Eski eşyalar sırlı bir dünyanın kilitli kapıları gibi. Çoktan yitirilmiş ya da hiç sahip olunmamış anahtarları var sanki bu kapıların, çoktan yitirilmiş ya da hiç sahip olunmamış hayatlara açılan… Unutulmuşluk o kadar sinmiş ki üzerlerine, onlar da bazı zamanlar sırlarını unutmuşlar gibi geliyor. Nelere şahittir kim bilir eski bir eşya?  İçi boş sohbetlere, huzursuz ev içlerine, sonu ölüm olan bir hayatı, sanki sonsuzmuşçasına yaşayan hırslı insanlara, bu hırsın altında kalan ailelere, çocuklara… O çocukların sevgisizlikle sulayarak büyüttükleri öfkelerine, öfkeleriyle beraber büyüyen çocuklara, sonra o çocukların geçmişlerini unutmak için sadece yakınlarını değil, kendi gibi o zamanları çağrıştıran eski eşyaları da unutmalarına... Eskiciler sadece eski eşyaları değil, insanların unutmak istedikleri ya da unuttukları geçmişlerini de satıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi solmuş demirden bir müzik kutusuna bakıyorum. Bugün aldım eskiciden. Çalışmıyor artık. İçindeki balerinin üzerindeki boyalar yer yer dökülmüş. Ona bakıp sigara içmek hoşuma gidiyor…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-6554603242195552016?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/6554603242195552016/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=6554603242195552016' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/6554603242195552016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/6554603242195552016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/03/eski-esyalar-srl-bir-dunyann-kilitli.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-5028233183267520213</id><published>2011-02-17T09:01:00.001+02:00</published><updated>2011-02-17T09:01:30.788+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Dallarımızdan,&lt;br /&gt;alacası yüzünde üzümler sallanıyordu..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben sanıyorum ki;&lt;br /&gt;insan dediğin de üzüm gibi birşeydir.."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-5028233183267520213?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/5028233183267520213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=5028233183267520213' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5028233183267520213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5028233183267520213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/02/dallarmzdan-alacas-yuzunde-uzumler.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-7864502155176208408</id><published>2011-02-16T11:24:00.001+02:00</published><updated>2011-02-16T11:24:14.948+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Uzun sustum, ey durmadan konuşanlar&lt;br /&gt;Geçmedi üşümem&lt;br /&gt;Ben bir aşkın kar yağışından geliyorum..."&lt;br /&gt;Şükrü Erbaş&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-7864502155176208408?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/7864502155176208408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=7864502155176208408' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7864502155176208408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7864502155176208408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/02/uzun-sustum-ey-durmadan-konusanlar.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-3377347840093019309</id><published>2011-01-31T14:50:00.002+02:00</published><updated>2011-01-31T15:44:55.681+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-3377347840093019309?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/3377347840093019309/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=3377347840093019309' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3377347840093019309'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3377347840093019309'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/01/kelimeler-albaym-baz-anlamlara-gelmiyor.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-1716206076105281312</id><published>2011-01-10T14:10:00.003+02:00</published><updated>2011-01-10T15:48:47.114+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_4peWymfaLhY/TSsONjxPvzI/AAAAAAAAAN8/iWK0Nl1XKnM/s1600/tantalos.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 249px; height: 230px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_4peWymfaLhY/TSsONjxPvzI/AAAAAAAAAN8/iWK0Nl1XKnM/s400/tantalos.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5560553791021891378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tantolos. tanrıları kızdırmış bir gün, cehenneme yollanmış. Zebaniler Tantalosu bir gölün ortasına götürüp ordaki bir ağaca sımsıkı bağlamışlar. sular serin, sular dilber. ve zavallı tantolos susuz mu susuz. ama dudakları uzandıkça sular çekilir. içemez. Ağaç meyvelerle yüklü. Ne zaman uzansa rüzgar dalları göklere çıkartır. Ve tantal bir türlü gideremez susuzluğunu suyun içinde, bir türlü erişemez meyvelere... meyveler gözlerinin önünde...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-1716206076105281312?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/1716206076105281312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=1716206076105281312' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1716206076105281312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1716206076105281312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2011/01/tantolos.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_4peWymfaLhY/TSsONjxPvzI/AAAAAAAAAN8/iWK0Nl1XKnM/s72-c/tantalos.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-4183538121432580743</id><published>2010-12-27T13:41:00.002+02:00</published><updated>2010-12-27T14:00:17.475+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Gözler kısılıp bakılıyor önce&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra "kurumların menfaatleri kişilerin menfaatlerinden öndedir" kelimeleri uçuşuyor koridorlarda, kimse bakmıyor bu böceklere... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inadına uçuşuyor böcekler beynimin yukarısında, içinde... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra "bazı kişilerin menfaatleri kurumların menfaatleri gibidir" diyor böcekler beynimin içine içine kanat çırparak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;anladın mı, anladın mı, anladın mı???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Anladım" diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"itaat ediyorum ey sahip..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra "bazılarının ki değildir" diye ekliyor böcekler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ama ben bir türlü varamıyorum bu sırra, beynimi çatlatırcasına zorluyorum ama varamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neden, Nasıl gibi kelimeleri kullanmak aklıma gelmiyor çünkü, çünkü eğitim sistemi böyle. çünkü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;beynimin yukarısında, çatık kaşlarıyla, &lt;br /&gt;...demoklesin değil faşizmin kılıcı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekliyor. Bekliyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-4183538121432580743?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/4183538121432580743/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=4183538121432580743' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4183538121432580743'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4183538121432580743'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/12/gozler-kslp-baklyor-once-sonra.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-1601343614980658567</id><published>2010-12-16T22:41:00.003+02:00</published><updated>2010-12-17T19:54:31.550+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>"Onlar ki, başka türlü yaşamasını bilmediklerinden öldürdüler civanları..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-1601343614980658567?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/1601343614980658567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=1601343614980658567' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1601343614980658567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1601343614980658567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/12/onlar-baska-turlu-yasamasn.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-2872216972818603279</id><published>2010-12-13T19:33:00.000+02:00</published><updated>2010-12-13T19:34:00.109+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Herkes kendi kimsesizliğini sessizce besliyordu. Kimi şarkılarla, kimi masallarla… Kimi de kendini yediriyordu başkalarına… Yedire yedire kendini bitirip yok oluyordu. Kim bilir, belki yok olmayıp başka bir şeye dönüşüyordur. Bir ağaca belki, bir hayvana, bir böceğe… Sonra da örümcek ağlarından oluşmuş bir eksiklik duygusu oturuyordur içine...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-2872216972818603279?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/2872216972818603279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=2872216972818603279' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2872216972818603279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2872216972818603279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/12/herkes-kendi-kimsesizligini-sessizce.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8144659333037258249</id><published>2010-11-19T17:20:00.000+02:00</published><updated>2010-11-19T17:21:01.162+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Tanrıyı görmek için bir kule yapılmasını buyurdu kral, herkes çalışacaktı bu kulenin yapımında. Kral o kadar arzuladı ki Tanrıyı görmeyi, kanun çıkarttı, her insan günde 50 tane tuğla yapıp taşıyacaktı, sonra sayı 75 oldu daha sonrada 100. Tuğla yapıp taşımaya çalışırken insanlar önceleri zayıf düştüler, sonra hasta oldular, sonrada öldüler... Hepsi bir ferman ile şehit ilan edildi.&lt;br /&gt;Amaç önceleri tanrıyı görmekti, sonra yavaş yavaş kule yapmak oldu, en son tuğla taşımak amaç haline geldi.&lt;br /&gt;Lakin Tanrı görülmek istemiyordu, kule belli bir yüksekliğe ulaşınca Tanrı insanların dillerini değiştirdi. Artık herkes başka bir dilde konuşuyordu ve kimse kimseyi anlamıyordu. Aynı dilde konuşanlar birbirlerine "biz" dediler, diğer dillerde konuşanlara da "onlar" adını verdiler. Sonra krallar çıktı ve "onlar", "biz" im düşmanımızdır fetvasını saldılar. Savaşlar başladı. Savaşlarda ölenler, ilginçtir, tuğla taşırken ölenlerin torunlarıydı. Dedeleri omuz omuza kralları için tuğla taşırken ölmüştü, torunları birbirlerini düşman diye öldürdü. Ölenler bir ferman ile şehit ilan edildi.&lt;br /&gt;Yıllar sonra bir masalda, efrasiyab diye bir adam televizyon seyrederken hatırladı bu hikâyeyi. Televizyon "biz"ler ile "onlar" ın savaşını anlatıyordu. Tuğla taşıyanlar ile kan bağı olduğu aşikâr ordular vardı, başlarında marduk'un torunları krallar. Efrasiyab ne için savaştığını bilen!!lere, bildiğini sananlara, bilmeyenlere ve savaşmak istemese de savaşmak zorunda bırakılanlara birer fatiha gönderdi. Bu bayram kurban bayramıydı. Bu gencecik İsmailler için acaba bir melek gelir mi diye gökyüzünü taradı efrasiyab, lakin kulağına uzaktan kahkahalar geliyordu, Nietzsche'nin sesiydi bu, Tanrı öldü diyordu kahkahalar içinde, Tanrı öldü...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8144659333037258249?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8144659333037258249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8144659333037258249' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8144659333037258249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8144659333037258249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/11/tanry-gormek-icin-bir-kule-yaplmasn.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-1411047059090645081</id><published>2010-10-26T22:46:00.000+03:00</published><updated>2010-10-26T22:48:45.077+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Köşede klarnet çalıyordu bir adam. Ya da boş gözlerini yere dikip umutsuzca bir şeylerini anlatıyordu klarnete de bu sesler tıpkı bir insan gibi hıçkıra hıçkıra gidip başka insanların içlerindeki yalnız zamanlara dokunuyordu ince ince. Dokununca da gözlerinde parlak parlak ışıklar yakıyordu. Bu ışıklar birer fısıltı halinde gidip başka insanların gözlerine değiyordu sonra. Değdiği yerlerde ipek bir hançer gibi ta adamın kalbine ulaşan çizikler atıyordu. &lt;br /&gt;Bense köşede hızlı hızlı sigara içip aklıma takılmış cümlenin emarelerini tarıyordum her yerde. İnsan dünyaya egosunu kırmak için gelir…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-1411047059090645081?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/1411047059090645081/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=1411047059090645081' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1411047059090645081'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1411047059090645081'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/10/kosede-klarnet-calyordu-bir-adam.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-2120870669385790065</id><published>2010-10-17T22:15:00.000+03:00</published><updated>2010-10-17T22:17:21.450+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Yoruldum. Hayatta yitirdiğini yazıda bulmanın, yazıda yitirdiğini hayatta bulamamanın yorgunluğu sessizce gelip oturdu omuzlarıma. Artık kitaplar bana hiç bilmediğim dünyaları, ülkeleri, kentleri, geçmişime bir mühür gibi çakılmış, çocukluğumun geçtiği yerlerde hiç görmediğim türden insanları, hiç kimsenin anlatmadığı olayları, okullarda öğretmenlerin bahsetmediği ilişkileri anlatan şeyler gibi gelmiyor.  Ne zaman beni geçmişimde sarsan bir kitap görsem içime bir sızı oturuyor. Bu artık âşık olamamak gibi bir şey. Nostalji... Yunancada nostalji, eski bir yaranın sızısı anlamına geliyormuş geçen gün Mad-Man izlerken öğrendim. Ve o an Tarkovsky’nin neden son filmine Nostalji ismini verdiğini anladım. İzlerken bir şey hissetmediğim sahneleri düşününce gözlerim yaşardı. Büyümek mi bu? Ve insanlar büyüdükçe daha az konuşup, daha çok mu susarlar? Neye susadıklarını bilmeden…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-2120870669385790065?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/2120870669385790065/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=2120870669385790065' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2120870669385790065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2120870669385790065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/10/yoruldum.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-7358381586627189288</id><published>2010-10-13T20:53:00.003+03:00</published><updated>2010-10-13T21:44:25.650+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>İm(k)ansız masallar geçirdim dilimden. İçinden geçtim yalandan aşkların bu masallar içinde. Musa tur'a çıkınca hemen bir buzağı bulan israiloğulları gibiydim. İşte o kadar kibirli, işte o kadar halden bilmezdim. Lanetliydim yani. Kim sevse beni, elimde kalıyordu ahları. Kimden gelsem içimde bir başkasının yokluğu.”Ey Musa söyle rabbine, bize bıldırcın etinden başka bir yemek göndersin.” Sesleri seslerim olup kulaklarımda uzun uzun çınlıyor. Nankörlüğüm bir tokat gibi çakıyor suratıma aldanmışlığımı. Kızıl denizi yaranın arkasından gidip sonra bir buzağıya onu satanlardan ne farkın var diyor. Ayrılıkların sırrıyla dolup taşıyorum. Sonra yarım bırakılmışlıktan yontulmuş heykeller gibi yalnız, o heykeller kadar yanlış ve özgür. Özgürlüğün içimdeki hapishanesinde seyrediyorum şimdi. Boğazdan geçen gemileri seyrediyorum sessizce. Kağıttan değil keşkelerden, şarkılardan ve demirden yapılma gemileri… yırtarak geçiyorlar içimdeki denizi… hoşcakal masalcı diyorlar, hoşcakal…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-7358381586627189288?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/7358381586627189288/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=7358381586627189288' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7358381586627189288'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7358381586627189288'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/10/imkansz-masallar-gecirdim-dilimden.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-3385987356186900271</id><published>2010-10-11T21:54:00.002+03:00</published><updated>2010-10-11T22:13:14.661+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Sonra uçup gitti masallarım mavi bir kuş suretinde... kanatlarından döküldüm. dökülüp buz parça cam kırığı oldum. ve ben hala, ne zaman kendimi yapıştırmayı denesem, bir ortaçgil şarkısıyla yine dağılıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-3385987356186900271?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/3385987356186900271/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=3385987356186900271' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3385987356186900271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3385987356186900271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/10/sonra-ucup-gitti-masallarm-mavi-bir-kus.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-618588527699809149</id><published>2010-10-10T23:59:00.000+03:00</published><updated>2010-10-11T00:00:15.206+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>kimse anlamamış neden yazmak kanatmakmış... yazmak kendine kaçmakmış... yazmak kendinden kaçmakmış...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-618588527699809149?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/618588527699809149/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=618588527699809149' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/618588527699809149'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/618588527699809149'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/10/kimse-anlamams-neden-yazmak-kanatmakms.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8168686291032713250</id><published>2010-10-09T22:09:00.000+03:00</published><updated>2010-10-09T22:10:33.912+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>gökyüzü çok uzak olduğundan mıdır nedir, düşlerimizin toz olurken&lt;br /&gt;açtığı yaralardan sızan kanın rengini görmüyor? hala mavi... hala&lt;br /&gt;umutlu...&lt;br /&gt;belkide biz yanılıyoruzdur. belkide her şeyi görüyordur gökyüzü. sırf&lt;br /&gt;bize umut olsun diye mavi gözüküyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da tam terside olabilir. o da kanıyordur bizim gibi. yağmur&lt;br /&gt;sandığımız bizim, kanayan gökyüzüdür. ve biz kendi trajedimize&lt;br /&gt;dalmışlığımızdan mıdır nedir, akan kanın rengini fark etmiyoruzdur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ya da ağır yaralı kanayan bir adam boğuluyordur gerçek ve hayali&lt;br /&gt;ayıran ince bir çizginin üzerinde, ve bu kainatın umrunda değildir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8168686291032713250?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8168686291032713250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8168686291032713250' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8168686291032713250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8168686291032713250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/10/gokyuzu-cok-uzak-oldugundan-mdr-nedir.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-626342121523271761</id><published>2010-10-06T22:53:00.017+03:00</published><updated>2010-10-06T23:31:07.988+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;strong&gt;“Bıçaklanan Santiago öylece iç organlarını elinde taşır vaziyette arka kapıya ilerledi. Neyin var diye soran komşusuna “Beni öldürdüler Wene Hala” dedi. “&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Kırmızı Pazartesi, Gabriel Garcia Marquez&lt;/em&gt;…&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boş boş duvarlara bakarken giderek duvarlara, duvarlardaki resimlere, resimlerdeki yelelerini savuran kısraklara karıştım. Karıştım da hayal meyal kendimi kısraklarla aynı kırda kelebek koştururken buluverdim. Çocuktum tabi, her çocuk gibi çoktum. Öncesiz sonrasızdım. Sonra ben yaklaşınca kısraklara, kaçmaya başladılar benden. Ben durun sadece saçlarınızı okşayacağım dedim de koşmaya başladım kısrakların ardı sıra. Durun benden kaçmayın diye bağıra bağıra yittim kırlarda. Az ötede yalnız başına otlayan bir kısrak gördüm sonra. Dünyanın tüm güzellikleri o kısrağın içindeydi sanki. Yaklaşmaya başladım yanına. Yaklaştıkça birden kendimi balkonda oturmuş onunla sohbet ederken buluverdim. Şimdi büyümüştüm. Her büyük gibi azdım şimdi. Hümeyra dinliyorduk. Ellerimle saçlarını okşamak için uzandığımda birden kendimi o siyah saçlı kısrağın saçlarına uzanırken buldum. Masmavi bakarken birden gözleri kan çanağına dönüverdi. Korktum. Şahlandı birden. Hayır dedim hayır. Nallarını şakaklarıma indiriverdi anlayamadan. Kanlı bir masal gibi yığılıverdim yere. Yankılarım acı kişnemelere karıştı ve uzun süre çınlattı kırları. Sonra tekrar tekrar ayaklarıyla göğsüme indirdi tüm gökyüzünün ağırlığını. Her indirişinde bir onun yokluğunu görüyordum, bir umarsızca inen demirden ayakları, bir Ankara’nın soğuk gecelerinde ağlayan bir anneyi görüyordum, bir ayak sandığım demir soğukluğun üstüme yıkılan bir kütüphane olduğunu. Sonra kısrak ben oldum, demirden ayaklarımla altımda kanlar içinde yatan bir çocuğa tüm ağırlığımla vurdum tekrar ve tekrar. Bir çocuk oldum bir kısrak, hem çocuk oldum hem kısrak, ne çocuk oldum ne kısrak… Ne kadar devam etti bu bilmiyorum. İşini bitirdikten sonra kısrak saçlarını savurup koşarak uzaklaştı yanımdan. Sonra aniden kendime geldim, uyuyakalmıştım duvardaki resimlere bakarken. Sonra tekrar o resme bakınca resimden kan damladığını gördüm. Görmezdin geldim tabii. Başımı çevirip oradan hızla uzaklaştım. Geride bu masalı bırakarak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-626342121523271761?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/626342121523271761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=626342121523271761' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/626342121523271761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/626342121523271761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/10/bcaklanan-santiago-oylece-ic-organlarn.html' title=''/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-7150155557592128164</id><published>2010-09-29T23:22:00.000+03:00</published><updated>2010-09-29T23:32:42.106+03:00</updated><title type='text'>Kimseye Anlatamadım...</title><content type='html'>Çöl gibi bir sessizlik. Ve sessizlik karanlık kadar katran karası, karanlık kadar koyu şimdi. Kaçıyorum ben de bu sessizlikten, kendimden, belki seni bulabilirim sokaklarda diye aramaya çıkıyorum. Arabaların ışıkları kor taneleri gibi içimi yakıyor. Sana gelmek hayalini kurarak umutsuzca dolaşıyorum. Ve daha sana gelmeden senden dönüşlerin yorgunluğuyla çöküyor omuzlarım. Bu yorgunluğu bir kez taşıyabiliyorum. Kimse bunu ikinci kez taşıyamaz çünkü. Kendimi kim bilir nerelere savurup, çöken omuzlarımla, beyazlamış saçlarımla, çizgilenmiş alnımla binlerce yıl sonra geri dönüyorum kendime... Ağzımı bıçak açmıyor bu dönüşlerin sabahında, boşluğa bakarmış gibi acziyetime bakıyorum. Bu dönüşlerde hep bambaşka birinin kılığında dönüyorum çünkü. Beklide bu gidişlerde kayboluyorum ve geriye dönen ben, eskisinden daha karamsar, daha umutsuz biridir de bu yüzden bana öyle geliyordur diyorum. Geriye sadece sıkıntılarım dönüyordur belki, kırıklarım dönüyordur… Bütün güzel yanlarımı o sokaklara döke saça arıyorumdur seni. O güzel yanlarımı hansel gibi takip ede ede bana gelirsin diye de umut ediyorumdur belki. Şehrin sesleri ve sessizlikleri alıp savuruyor zihnimi. &lt;br /&gt;Ve ben aslında o seslerden ve sessizliklerden arta kalan herhangi bir şeyim. Bir yığın korku… bir avuç cam kırığı… bir damla baldıran zehri… bir çuval ıstırap gibi sürükleye sürükleye alıp kendimi yatağa atıyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-7150155557592128164?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/7150155557592128164/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=7150155557592128164' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7150155557592128164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7150155557592128164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/09/kimseye-anlatamadm.html' title='Kimseye Anlatamadım...'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-1783180457663822793</id><published>2010-09-26T21:59:00.001+03:00</published><updated>2010-09-26T21:59:54.170+03:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>Ellerimi yok ettim çünkü kirleniyordu dilim dışarının diliyle. Ellerimi... kelimelerimi… Yüzünü de bu yüzden yok ettim belki. Sessizliğini sonra, denize gözlerini kısıp bakışını, bakışınla yağmaladığın martı sürülerini sonra hep bu yüzden yok ettim. Geriye bir tek yalnızlığım kalıncaya kadar yok ettim. Şimdi geçip giderken, susarken, bakıp dururken sonra, gülüp dururken birden bire aklıma geliyor da ismini ağzıma alamıyorum. Sonra alıp en kirli kelimelerle yüzünü tekrar çiziyorum karanlığın yüzüne. Kendimi haklı çıkartmak için çaresizce… Baktıkça da sarhoş oluyorum. Arabesk bir şarkı gibi kanlı kanlı içime işliyorum neye dönüştürdüğümü bilmediğim seni. İşte o zaman gece daha karanlık, telefon rehberi daha soğuk, geçmiş daha keşke, gelecek daha geçmiş, ve geçmiş keşkelerden yapılma yel değirmenleri… Düşündükçe canavarlara dönüşen… Bense çaresiz bir Don Kişot… Kalemim mızrağım, saldırıyorum, ve her savuruşumda kendime batıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-1783180457663822793?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/1783180457663822793/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=1783180457663822793' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1783180457663822793'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/1783180457663822793'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/09/blog-post_26.html' title='...'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-972654433428708874</id><published>2010-09-24T23:37:00.000+03:00</published><updated>2010-09-24T23:40:04.761+03:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>Geceleri duvarlar önümde kanlı bir masal gibi dikiliyor. Ve ben bu duvarlara diye senin gözlerine bakıyorum her gece. Bir bilsen o gözleri zihnimde hangi şarkılarla saklarım. Her seferinde vedalaşır gibi bakan gözlerin. Geride bir tek gözlerin kaldı zaten. Geride bir tek paramparça olmuş gülüşlerim kaldı. Ne zaman bir karaltı yaklaşsa sen sanıyorum karanlıklarda. Yaklaştıkça senden uzaklaşan birisine dönüyor bu karaltı. Kapı gibi bakıyor bana, duvar gibi bakıyor. Yaklaştıkça uzaklaşıyorsun. Sen gittiğinden beri kimse senden bahsetmiyor, bahsetseler sanki bir daha öleceksin. Oysa susarak senden bahsediyorlar hep.   &lt;br /&gt;Senin öldüğün gün beni de öldürdüler. Bu ben değilim. Oturup sigara içen, kahve yapan, yürüyen, yazan ben, ben değilim. Gerçek ben geceleri yalın ayak çıkıp arkasında ki gölgeyi kanlı bir ceset gibi sürükleye sürükleye taşıyarak avlu diplerinden, ev çatılarından geçip mezarlıklara gidiyor. Her ölü gibi orada yaşıyor. Arada bir kitaplara benziyor, binlerce hikâye arasında yok oluyor. Yok oldukça var olduğunu sanarak…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-972654433428708874?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/972654433428708874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=972654433428708874' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/972654433428708874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/972654433428708874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/09/blog-post_24.html' title='...'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-5327042416637150952</id><published>2010-09-22T22:28:00.000+03:00</published><updated>2010-09-22T22:41:08.243+03:00</updated><title type='text'>uğultudaki farkedilmezlik</title><content type='html'>Ellerimi yitirirdim sonra. Yok oldu onlarda. Çevremdeki eşyalar gibi, insanlar gibi, ellerimde koca bir boşluk oldular. Bazı bazı viran kalmış balıkçı teknelerinde, bazı bazı tarlabaşında tavana çamaşır asan kadınların yüzlerinde ki derin çizgilerde, selpak satan çocukların yitirdikleri çocukluklarında, bazen de memleketime her gidişimde “neden geldin” der gibi bakan mor dağların içimde ki ürpertisinde görür gibi olurdum ellerimi o kadar. Böyle olunca da kendimi hissetmek için kendimden başka yol bulamazdım. Kitaplardan okurdum kendimi bu yüzden, insanların yüzlerinden, susuşlarından okurdum bir de. Okudukça da dokunurdum olmayan ellerimle içimdeki en uzak yere. Dokundukça ellerim ellerim değil, yüreğime batan dişlerim olurdu. Ve ben çoğu zaman kendimi yanan bir kömürü düşler gibi dişlerimi sıkarken yakalardım. Kendimi, kendimin en uzak köşesinde dişlerdim. Kanardım ellerimsiz. Yanardım dişlerimin arasındaki kor gibi. &lt;br /&gt;Sonra ellerimin yokluğunu yorgan yapıp örtünürdüm geceleri. Sen diye bu yokluk sarardı beni. Ellerim diye ellerin, sesim diye sesin, sessizliğim diye sessizliğin sarardı. Yokluğun yokluğumdu çünkü dilimi, elimi kana bulardı, konuşamazdım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-5327042416637150952?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/5327042416637150952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=5327042416637150952' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5327042416637150952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5327042416637150952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/09/ugultudaki-farkedilmezlik.html' title='uğultudaki farkedilmezlik'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8590232870145365929</id><published>2010-09-17T01:25:00.004+03:00</published><updated>2010-09-19T03:01:04.462+03:00</updated><title type='text'>üstü çizilmiş mektup</title><content type='html'>Beni en çok masal yazacak bir senin yokluğu tedirgin ediyor. Yokluk her anıma düşüyor çünkü. Susuşlarıma düşüyor, anlamsız konuşmalarıma, beklemelerime, umutsuzca hayallerime, anılarıma düşüyor. Ve gün geçtikçe yok olan sen değil sanki benmişim gibi geliyor. Herkes gibi bakıyor, herkes gibi hesap yapıyor, herkes gibi kendimi televizyon ekranına saplıyorum… &lt;br /&gt;Beni en çok anılarım korkutuyor birde. İçinden çıkılmaz bir denklem gibi öylece dikiliyor karşıma sabahları uyandığımda. Hemen sigaraya, şarkılara, otobüs duraklarına kaçıyorum. Sinemalara, sokak aralarına, kadınların bacaklarına yapışmış, yapış yapış bakışlarıyla tanımadığım insanlara sokuluyorum biraz sıcaklık hissetmek için. Hâlbuki ruhumun peşini bırakmıyor, tüm saçma sapanlığıyla, saçmalı tüfeğiyle üzerime kustuğu reklamlarıyla, vaat edilmiş konforuyla hayat, bırakmıyor yakamı. Kaçamıyorum ve en sonunda şehvetine yenilen her insan gibi eğilip fısıldıyorum kulağına en samimiyetsiz kelimelerimi; ey hayat pezevengim olur musun? Ona karşı koyabileceğim bir senim yok çünkü. Bunu yapmasam bana inatla hatırlatıyor unutamadıklarımı. Bir fahişe çaresizliğiyle kendimi kollarına bırakıyorum. Herkeslere peşkeş çekiliyor ruhum. Müdürlere, kredi kartı ekstrelerine, bana inatla haddimi bildiren, önlerinden her geçişimde yoksulluğumu derinleştiren koca koca alış veriş merkezlerine, hesaplı sevgilere, hesapsız yargılara, peşin hükümlere satılıyor ruhum. Haz tanrılarının müjdeleri solduruyor beni. Velakin üç beş kişi kalmış bizler, sayımız azalsa da bizler, kitaplardan şefaatçiler yontan bizler, kalırız orda köşede bir paket sigarayla, bira şişeleriyle, adressiz mektuplarımızla…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8590232870145365929?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8590232870145365929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8590232870145365929' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8590232870145365929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8590232870145365929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/09/buenos-noches-amigos.html' title='üstü çizilmiş mektup'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-5378543235571622527</id><published>2010-09-15T20:46:00.000+03:00</published><updated>2010-09-15T20:48:53.288+03:00</updated><title type='text'>...</title><content type='html'>İçi boşalmış sokakların üzerine düşüyordu yağmurun saçları. Fazlasıyla ıslaktı, ardında derin gölgeleri vardı ve sadece insanlardan değil, her şeyden uzakta bir sokakta her şey anlamını yitiriyor, yeni anlamlar yükleniyordu. Tüm aşina şeyler yabancı ve ağır her hangi şeylere dönüşüyordu. Ve ben kendimi savunmuyordum artık. İçimden beni her şeyden uzaklaştırıp ayırmaya başlayan bir şey geçiyordu. Bilmediğim bir şey…&lt;br /&gt;Unutmaya başlıyordum. Unutmak dedim de Alzheimer hastalığı geldi aklıma. Hiçbir hastalık onun kadar hüzünlü gelmez bana. “Artık kimseyi tanımıyor”  tespiti kadar garip gelmez hiçbir hastalık tespiti. Yastıktan başını kaldıran kimsesiz biri, tanıdık bir şeyler arıyor ama yok. &lt;br /&gt;Belki zaman gelecek insanın eli bile yabancı olacak insana, ne dersen de yazmak istemediğin şeyleri yazacak kâğıda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-5378543235571622527?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/5378543235571622527/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=5378543235571622527' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5378543235571622527'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5378543235571622527'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/09/blog-post.html' title='...'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-2599311536662493759</id><published>2010-08-25T00:21:00.001+03:00</published><updated>2010-08-25T00:25:01.960+03:00</updated><title type='text'>Gerçekle Hayali Ayıran Çizgi Üzerinde Bir Tango: Por Amor De La Mujer...</title><content type='html'>Senin yazılamazlığın oturdu sonra karşıma. Sigara kokan şarkılar içerken tuzdan yollarda sürgünler akıtmıştım gözlerimden. Bu yollardan gelmiştim sana. Karşımdaydın işte şimdi, darmadağın olmuş bir aşk şiiri gibiydin. Şehvetle okumaya başladım bu şiiri. Senin en yalnız, en çaresiz yanına sarıldım sonra. Sen ise bütün hüznünle, umutsuzluğunla kıvranıyordun kollarımda. Terli çıplaklığına bütün karanlığımla gömülüyordum. Sonra mum alevi gibi kavrulan gözlerine baktım, yemyeşil bir ormandı gözlerin, yeşillikler arasında kalmış ıssız bir evdi, evin içinde yalnız bir insandı ya da, oturmuş sigara yakıp kahve içerken bir şeyler yazıyordu, gözlerinde ışıl ışıl damlalar vardı belki dinlediğimiz şarkılardan kalma. Bu yaşlar senin miydi, benim miydi, yoksa o adamın mıydı anlayamadım. Yoksa dedim titrek bir sesle, yoksa bu hikâyeyi mi yazıyor bu adam. Eğer bu bir masalsa o zaman ben, sen diye bir yokluğa mı sarılıyorum, bir bilinmezin dudaklarını mı öpüyorum, kendi gözyaşlarımı mı içiyorum terin diye, yoksa ben sen diye kendime mi kanıyorum gülüm bilemiyordum. Yüzü ne kadar da aşina bu adamın, karanlığı ne kadar tanıdık… Omuzları nasılda ezilmiş düşlerinin yok olmuşluğunu taşırken uzak kentlere. Her kentin adını sensizlik koyarak… &lt;br /&gt;Evet gülüm bu telaşlı halimizle senin kokunu içime çekerken bunları düşünüyordum. Biz senin gözlerindeki bir adamın kaleminden döküldüysek eğer, biz birer düşteysek, öyleyse eğer neden bu adam acı yüklü bir kelime yığınına benziyordu peki, ve bu adam neden ağlıyordu gülüm, anlayamıyordum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-2599311536662493759?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/2599311536662493759/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=2599311536662493759' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2599311536662493759'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2599311536662493759'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/08/gercekle-hayali-ayran-cizgi-uzerinde.html' title='Gerçekle Hayali Ayıran Çizgi Üzerinde Bir Tango: Por Amor De La Mujer...'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-3531457421516956906</id><published>2010-08-22T16:07:00.004+03:00</published><updated>2010-08-22T16:31:28.193+03:00</updated><title type='text'>Requiem for a dream: Kalbim Ege'de Kaldı</title><content type='html'>Sevgilerinde, nefretlerinde yalan olduğu zamanlardaymış. Bir kadın varmış. İnsanları hayatına yazarmış bu kadın dediğim belirsizlik. Sonra bulundukları yeri hak etmiyorlar diye onlara kızarmış. Suçlarmış onları, dilinin altına koyduğu jilet şeklindeki kelimeleri fütürsuzca suratlarına fırlatırmış. Bu jiletlerle kazırmış hayatından bu insanları. Silermiş yani bu sefer bu insanları hayatından. Hak etmedikleri yerlere yazılırken susan bu insanlar, hak etmedikleri biçimde silindiklerinde ise geriye anlamsız masallar bırakırlarmış.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bu insanlar dediğim sevgisizlerden birisi aşağıdaki sezen aksu şarkısını içmiş cigara diye de masalı öyle bitirmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Cigaramı sardım karşı sahile&lt;br /&gt;Yaktım ucunda acıları&lt;br /&gt;Ağları attım anılar doldu&lt;br /&gt;Ağlar hasretimin kıyıları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yareme tuz diye&lt;br /&gt;Yakamoz bastım&lt;br /&gt;Tek şahidim aydı&lt;br /&gt;Aman aman&lt;br /&gt;Bir elimde defne&lt;br /&gt;Bir elimde sevdan&lt;br /&gt;Kalbim Ege'de kaldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadehimi vurdum&lt;br /&gt;Karşı yakaya&lt;br /&gt;Efeler kalktı şerefe&lt;br /&gt;Sevgimi attım dostlarım tuttu&lt;br /&gt;Bir ağıt yaktım kadere"&lt;br /&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-3531457421516956906?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/3531457421516956906/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=3531457421516956906' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3531457421516956906'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3531457421516956906'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/08/requiem-for-dream-kalbim-egede-kald.html' title='Requiem for a dream: Kalbim Ege&apos;de Kaldı'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-4495660456866489487</id><published>2010-08-09T19:08:00.003+03:00</published><updated>2010-08-09T19:30:56.549+03:00</updated><title type='text'>who is afraid of virginia woolf</title><content type='html'>"Böyle şeyler sadece filmlerde olur yavrum"&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Cüneyt Arkın&lt;br /&gt;Sıkı Dur Geliyorum - 1967&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra zaman olmuş aşk bitmiş, aşk bitince yalan başlamış. Gözlerini kaçırır olmuşlar birbirlerinden, daha az konuşup daha çok susar olmuşlar. Kaçıp giden gözlerden geriye ise ayrılığa dair sessizlikler kalmış. Sonra bu sessizliklerin içine geceleri patlayacak kavga tohumları ekmişler. Kelimeleri bıçak etmişler sonra, kanatmak için acısın için en yumuşak yerlere saplamışlar. Çok kan akmış tabii, o kadar kan akmış ki önümdeki beyaz kâğıt sırılsıklam kan olmuş. Sonra beyaz (ya da kırmızı) kâğıdın içindekiler aniden dönüp bana bakmışlar her şeyin sorumlusu benmişim gibi. Gözlerimi kaçırmışım hemen, kaçmışım yani… Kaçınca da geriye ayrılığa dair bir masal bırakmışım…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-4495660456866489487?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/4495660456866489487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=4495660456866489487' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4495660456866489487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4495660456866489487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/08/who-is-afraid-of-virginia-woolf.html' title='who is afraid of virginia woolf'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-5454781574921042701</id><published>2010-08-08T14:06:00.001+03:00</published><updated>2010-08-08T14:44:25.008+03:00</updated><title type='text'>Yakuuuuup YAkup, torbanı sarkıt....</title><content type='html'>IslakkağıtparçasıveborularlaDansedenHeronlarınGözlerindekiaskerişurakadarönemliolmayankekiktoplayanköylülerefendimizdir. DörtyollubirmeydandainsanlarmefistoyaruhlarınısatıyorlarmışbüyükmeblalarasonrabuadamarabasınıçaldırıyormuşelinpkksınadaMHPlimeclisüyesiymişte Bana eskiden izlediğim Can Dündar belgesellerindekiabdullahçatlılarıyeşillerisusurlukayranınıhatırlatıryormuş.&lt;br /&gt;Bununlapolisöldürüyormuştabirhaftadırheronlarıngözlerinisoruyormuşinsanlar.Birtürlüanlaşamıyormuşkikimkomutanolacakdiyepatronlar. Neymiş efendim 6 asker şehit olmuşmuş. Olsunmuş canım burada kimin komutan olacağı daha önemli değimliymiş. Beklesinlermişşehitanalarınınyüreklerininkanamasıcanımıslakıslakimzalaröncerededilipğsonrakabulediliyormuştaacabanedenbundanbahsetmiyormuşinsanlar….. Adamdanbolnevarmış. Memleketgeliriniarttıramıyorsannüfusudüşür ki gayrisafi milli hasıla artsınmış. Biderefarandumahayrıdiyenadamlarvarmışhuhahahahaha.üçbeşkişiningötünükurtarmakiçinkocvakocakellifelliadamlarsaçmasapankonuşuyorlarmışdahalkbunainanıphayırdicekmişhahahahahahahahahaha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"&lt;em&gt;Bütün iskemleler ağır ve hastalıklı&lt;br /&gt;Bir gidip bir geliyordum kendime aptallaşarak&lt;br /&gt;Bunu Yakup söyledi&lt;br /&gt;Dedi ki, çünkü herkes Yakubu yaşıyordu, bense&lt;br /&gt;Çöllerden ve kızgın güneşlerden icatlar yapıyordum&lt;br /&gt;Kızgın kağıtların üstüne&lt;br /&gt;Ve alevler halinde dünya bana dokunuyordu&lt;br /&gt;Ve ayakta soğuk bir bira içmiş kadar bir anlamım oluyordu bazen&lt;br /&gt;Ölüyordu ve bir de&lt;br /&gt;Bir otobüse bindiğim, biletçinin bilet bile kesmek istemediği ben&lt;br /&gt;Kendimi koruyordum&lt;br /&gt;Bunu bana Yakup söyledi&lt;br /&gt;Öyle bir Yakup ki bu, onca din kitaplarının sözünü bile etmediği&lt;br /&gt;Kimsenin sözünü bile etmediği bir Yakup&lt;br /&gt;Ben&lt;br /&gt;Bunu hep biliyorum&lt;br /&gt;Bunu hep biliyorum ve işte&lt;br /&gt;Özgürüm, cezasız duruyorum&lt;/em&gt;." Edipcansever&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-5454781574921042701?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/5454781574921042701/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=5454781574921042701' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5454781574921042701'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/5454781574921042701'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/08/yakuuuuup-yakup-torban-sarkt.html' title='Yakuuuuup YAkup, torbanı sarkıt....'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-6766875726675812691</id><published>2010-08-03T23:14:00.009+03:00</published><updated>2010-08-04T00:38:31.725+03:00</updated><title type='text'>Onların gelecekleri yoktur, dönüp tekrar tekrar yaşadıkları geçmişleri vardır...</title><content type='html'>Hz. Salih peygamber olarak gönderilmiş Semud kavmine. “Ey Kavmim” demiş, &lt;strong&gt;“« Ey kâvmim, Allah'a kulluk ediniz! O Allah ki, sizin icin O'ndan baska ibâdet edecek hic bir ilâh yoktur.” &lt;/strong&gt;Mucize istemiş semudlular, “Mesela şu kaya bir deve doğursun” demişler alayla, kibirle. Onlar bunu der demez, kayanın arkasından bir deve yürümüş gelmiş, “Gördünüz mü?” demiş Hz. Salih,” Allah istediğiniz mucizeyi size gösterdi.” Semudlular pek ikna olmamışlar bu mucizeye, “O deve ordan tesadüfen geldi” demişler ve umursamazca ellerini sallayıp uzaklaşmışlar.&lt;strong&gt; «Dediler ki: Sen de ancak bizim gibi bir insansın »&lt;/strong&gt; Oysa her şey gibi mucizelerinde bir bedeli varmış. Nerden geldiği anlaşılmayan bu deve çok su içiyormuş ve bu yüzden halk susuzluk çekmeye başlamış. Sonra bir araya gelip deveyi öldürmeye karar vermiş Semudlular. Hz. Salih önlerine atılıp durdurmuş onları, &lt;strong&gt;“« Sakin ona bir fenalik etmeyiniz! Sonra sizi cok elemli bir azap yakalar. Işte şu deve peygamberligimin dogruluguna bir delildir. Bu kuyunun suyunu nöbetle muayyen bir gün devenin icme hakki vardir. Muayyen bir gün de sizin icme hakkiniz vardir. Sakin bu deveye fenâlik dokundurmayiniz! Sonra sizi büyük bir günün azâbi yakalar »&lt;/strong&gt; demiş. Allah bir mucize göstermiş Semudlulara evet, ama bide mucize görmüş olmanın sorumluluğunu yüklemiş onların omuzlarına anlaşılacağı üzre, bir gün susuzluk çekmek. Elleriyle kenara itmişler Hz. Salih’i, işimize karışma demişler, belki birde tokat vurmuşlar, yüzüne tükürmüşler, ölümle tehdit etmişler. Hz. Salih engel olamamış onlara, içlerinden biri, belki bir kaçı devenin ayaklarına vurmuş(lar) baltayı, kan revan olmuş her yan,&lt;br /&gt;büyüklük taslayan(lar)…&lt;br /&gt;» &lt;strong&gt;Biz de senin inandigin şeyi inkar edenlerdeniz. »&lt;/strong&gt; demişler Salih’e, hadi bakalım bize vaaddettiğin azabı görelim demişler utanmadan, inatla, aşağılayarak, ölümü unutarak, kibirlerinin altında kalarak.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;« Derken o disi deveyi ayaklarini keserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden disari ciktilar da: Ey Sâlih! Eger sen gercekten peygamberdensen bizi tehditettigin azabi bize getir, dediler» .&lt;br /&gt;«(Bu azginlara) azabim ve uyarilarim nasil oldu! Biz onlarin üzerlerine korkunc bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oldular » &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-6766875726675812691?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/6766875726675812691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=6766875726675812691' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/6766875726675812691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/6766875726675812691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/08/onlarn-gelecekleri-yoktur-donup-tekrar.html' title='Onların gelecekleri yoktur, dönüp tekrar tekrar yaşadıkları geçmişleri vardır...'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-3577938727775911805</id><published>2010-06-27T00:13:00.001+03:00</published><updated>2010-06-27T00:14:36.202+03:00</updated><title type='text'>kırılmış olduğu bilinen bir ayna, ayna olduğu bilinmeyen bir masal</title><content type='html'>Olric’in öldüğünü duyunca cam kırığı gibi dört bir yana saçılmış kahkahası. Kırılan şeyin bir ayna olduğunu sananlar kırıklar gözlerine girsin diye beklerken, kahkaha kırıkları kalplerine batmış ya, işte onu da gülmüş sonra. Aşağılayarak aşağılara inmiş parçalar. En aşağılara, çatlatacak kadar aşağılara, karanlıklardaki böceklerin topal bacaklarına gelip saplanmış. Karanlık sanılıyormuş ısrarla ama bu aslında ısrarla bir ölümmüş.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynanın kırıldığı zamandan beri bir uğursuzlukmuş bu bakışlar. Değdiği yerden gözyaşı akıtan ipek bir bıçakmış. Siyah ve günahmış. Kestiği yerden akan gözyaşına umursamayacak kadar kocaman olmuş çünkü. Büyümüş. Mış-larla, muş-larla yaşayanlardan değilmiş artık ne de olsa. Çocuk muymuş canım artık öyle masallardaki çirkin ördeklerin, pardon yara(sa)ların gerçekte var olduğuna inansın. Çocuksuymuş çünkü bunlarla uğraşanlar. Ne kadar büyürlerse büyüsünler hep çocukmuş. Çocuklarla oyun oynanırmış ki, vakti gelince de hadi biraz da arkadaşlarınla oyna denirmiş. Öyle şımartmaya gelmezmiş çocukları, sonra başına sıçarlarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıkılan kent kör ve sağır olduğundan beri, e dokuz kentten kovulanın da bir onuncu kent bulmaya dermanı olmadığından dolayı, jack orda yara(sa)larıyla rahat yaşayabileceği bir ev kurmaya çalışıyormuş. Kalem cızırtılarıyla inşa ediyormuş bu evi. Beklenen İstanbul depreminde ilk yıkılacak evlerden biri olacağını bile bile. Olric’ten geriye bir tek yara(sa)lar kalmış çünkü. Onları da kovarsa, Olric’ten geriye ne kalırmış. Çalışıyormuş çalışmasına da, Amaranta gibi eline doladığı siyah bir bezle daha ne kadar bir kefen bezini gündüz dikip gece söksün bilmiyormuş. Evet, Olric için bir kefen masalını gece yazıp gündüz siliyormuş. Bu böyle sürüp gidiyormuş. İşte böyle ahretlik, batı yakasında hala yeni bir şey yokmuş…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-3577938727775911805?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/3577938727775911805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=3577938727775911805' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3577938727775911805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3577938727775911805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/krlms-oldugu-bilinen-bir-ayna-ayna.html' title='kırılmış olduğu bilinen bir ayna, ayna olduğu bilinmeyen bir masal'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-2608961432483259406</id><published>2010-06-26T01:07:00.007+03:00</published><updated>2010-06-26T01:52:52.042+03:00</updated><title type='text'>Ölmüş olduğu açıkça anlaşılan bir acı, acılı olduğu açıkça anlaşılmayan bir ölüm.</title><content type='html'>Olric öldü. Öldüğünde yarım bırakılmış bir masaldı. Akbabaları görene kadar hep yara(sa)ların uçuştuğu yerlerde, onun nerde olduğunu bile hiç düşünmemişler meğerse. Olric’i de anlamamışlar. Hoş, o da anlatamamış anlatılamayanı. Bu şehrin sağır ve dilsiz bir kalemin elinden çıktığını söyleyip duruyormuş her yerde. Kapıcı söyledi, topal kuşlu, kırık kanatlı düşler görüyormuş geceleri. &lt;br /&gt;“İnsanlar” demiş ölürken, “İnsanlarım, insansızlık değildir yalnızlık, bir gün anlayacaksınız, bu kuyuya düştüğünüzde, sizde kendinizi bir böceğe dönüşmüş bulacaksınız.”&lt;br /&gt;Olric öldü. Öldüğünde topal bir böcekti…&lt;br /&gt;…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-2608961432483259406?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/2608961432483259406/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=2608961432483259406' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2608961432483259406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2608961432483259406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/olmus-oldugu-ackca-anlaslan-bir-olric.html' title='Ölmüş olduğu açıkça anlaşılan bir acı, acılı olduğu açıkça anlaşılmayan bir ölüm.'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-553278132558463098</id><published>2010-06-21T01:58:00.013+03:00</published><updated>2010-06-22T03:49:22.937+03:00</updated><title type='text'>"savulun, çıplaklığım geliyor ardımdan..."</title><content type='html'>Kral elbisesi için sabırsızlanıyormuş. Sadece aptal olmayanların görebildiği elbiseyi giyecek ve arz-ı endam edecek Kral. Halk onu coşkuyla karşılayacak. Evet, her şey böyle olacak.  &lt;br /&gt;Tahammülsüzlük, her insanın zaafı değil mi? Kral da insan değil mi? Sabır, taa devr-i Eyyub’tan beri tanrının oynamaktan hoşlandığı bir oyun değil mi? Bir oyun ki kaybedenin kazandığı… Hâlbuki krallar hastanede bir tanıdığı olmadığı için muayene sırası bekleyen herkesler değil ki. İnsanlar ikiye ayrılıyordu kralın gözünde, kral ve diğer herkes. Efrasiyab’a göreyse insanlar ikiye ayrılıyordu, insanları ikiye ayıranlar ve diğerleri. Diğeri olmayan herkes gibi kralda aramaktan çok bulma meraklısıymış. Hışımla dalmış terzilerin bulunduğu odaya, &lt;br /&gt;“-Tanrı koca dünyayı bile altı günde yaratmış, siz altı aydır bir elbiseyi dikemediniz.” demiş kaşlarını çatarak.&lt;br /&gt;“-Ama efendim bir şu dünyanın haline bakın bir de şu elbiseye.” diye elinde jilet gibi ütülenmiş hayali elbiseyi göstermiş terzi. Herkes İngiltere maçını seyreden İngiliz taraftarlar gibi, uuuuu, aaaaaa, sesleri çıkarmış. Ne demiş üstat, “Serabın büyüsü yok vahada, rüyası muhteşem suyun, kendi değil.” Hayali güzel elbisenin, kendi değil demek istiyordur belki terzi. Her şey elde edinceye, tamamlanıncaya kadar güzel demek istiyordur, olmaz mı? Olabilir. Tarih koskoca bir yalan olamaz mı? O da olabilir. Mümkündür. Sonra alkışlamışlar bu jilet elbiseyi kralın “dostları”. Ne bilsinler alkışladıkları jiletin kendi suratlarındaki maskeyi keseceğini, kesip onların şakacıktan krala gülümsediklerini ayan edeceğini. Bilemediler tabi. Bilseler bile bu masalın anlatıcısı bilmelerini izin vermezdi, yani vermeyecektir. Hayatın kendisine yaptığı şeyi karakterlerine yapmaktan hoşlanıyor çünkü keratta. &lt;br /&gt;Ve vuvuzelalar meydanı ayarsız bir gürültüye boğmuş. O gün gelmiş. Çırılçıplak kral meydana çıktığında küçücük bir çocuk işaret parmağını efrasiyabın alnının ortasına, başparmağını da tanrının olduğu gökyüzüne çevirip masuscuktan dıkşın dıkşın yapmış. Efrasiyab'ta o na göz kırpıştırmış ve elini hemşire resimlerindeki gibi burnuna koyup sus yapmış. Sonra Hetfield'ın kirli sakallı yüzü çıkmış ekrana, mikrofonu ağzına sokarmışcasına,&lt;br /&gt;Let the show begiiiiiiiiiiin… demiş. &lt;br /&gt;Gitarın çiftleşmeye hazırlanan kediler gibi sesler çıkartmaya başladığı sıra, kral kocaman göbeğini bir oraya bir buraya deviriyormuş. Emirlere uyan göbeğinin tersine erkeklik organı başıboş hareket ediyormuş. Kralın pisi balığını gören erkekler bunu gururlarına yedirememişler. Benim Kralımın şeyi dünyadaki tüm krallardan büyük olmalıydı diye hayıflanmışlar. Kadınlarsa karalın haremi olmadıkları için allaha bir kez daha şükretmişler. Ama herkes tüm bunlar olmamış gibi davranmış. Mis gibi, mis gibi mış gibi yapmış.&lt;br /&gt;Anons edildikten sonra terzi, çocuk ve efrasiyab çıkmışlar sahneye. Almışlar sazları ellerine. Başlamışlar türkülerine,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bize öğretilen her söze inandık&lt;br /&gt;Yasaktır dendi kandık&lt;br /&gt;Hep girilmez levhalarına aldandık&lt;br /&gt;Bu tutulan yol yanlıştır bize"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Not(a): Şiir Oğuz Ataydan alınmıştır. Rahmetle anıyoruz.)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-553278132558463098?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/553278132558463098/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=553278132558463098' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/553278132558463098'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/553278132558463098'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/tan-savulun-cplaklgm-geliyor-ardmdan.html' title='&quot;savulun, çıplaklığım geliyor ardımdan...&quot;'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-726252325225972723</id><published>2010-06-16T23:48:00.003+03:00</published><updated>2010-06-16T23:51:04.174+03:00</updated><title type='text'>Evet İsyan</title><content type='html'>Özgür düşünceli olduğunu söyleyen ama hiç düşünmeyen insanlar. Alış veriş merkezlerinin girişlerindeki içi hava dolu şişme balondan adamlar gibi. Rüzgâr bir esiyor oley çekiyorlar. Bir esiyor elleri yere düşüyor. Durdukça acı üzerimde birikiyor. Kaçmalıyım buradan. Kaçışların ülküleri yoktur çünkü. Ülküsü olmayanların da yargıları… Yargılamak, insanın kendisine sarkıntılık etmesinden başka nedir ki?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-726252325225972723?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/726252325225972723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=726252325225972723' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/726252325225972723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/726252325225972723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/evet-isyan.html' title='Evet İsyan'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-7369262232053553280</id><published>2010-06-15T22:21:00.001+03:00</published><updated>2010-06-15T22:24:18.634+03:00</updated><title type='text'>Little Girl Blue</title><content type='html'>her şey aşk yüzünden oldu,&lt;br /&gt;her şey aşk yüzünden olur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Güce yakın olmak, o güce sahip olmadığın zaman iyi değildir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar güzel bir tanrıcadır ki, Aphrodit onun güzelliğini kıskanarak âşık etmiştir Hades’i ona. Bu is için de öz oğlu eros'un oklarından faydalanmıştır. Saclarında papatyalarla dolasan, uzun açık kumral saclı, beyaz tenli, badem gözlü, yumuşak bakışlı bir güzelliktir. Bahar tanrıçası Persephone, yılın yarısını annesi Demeter'in yanında, diğer yarısını kocası Hades'in yanında geçirmek zorundadır. O gelince bahar gelir yeryüzüne, o gidince kış. Güzelliğinin bedelini böyle öder Persephone.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebeb-i telif,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kadın, bir adımıyla bulunduğu yere bahar getirebilecek kadar sevgi ve özgürlük dolu, öte yandan annesinin ya da eşinin onun için seçtiği hayatı yaşamak zorunda kalacak kadar esir ve sevgisiz olabilir... Persephone gibi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-7369262232053553280?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/7369262232053553280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=7369262232053553280' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7369262232053553280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7369262232053553280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/little-girl-blue.html' title='Little Girl Blue'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-3621100390572230645</id><published>2010-06-15T01:12:00.000+03:00</published><updated>2010-06-15T01:18:29.107+03:00</updated><title type='text'>Anne bak masal çıplak...</title><content type='html'>Her şeyin simsiyah kesildiği bir gece çıkmış gelmiş yosun kokusuyla aşk tamircisi. Saçları deniz gibiymiş. Sesi bir kavaldan mı çıkarmışta böyle salya sümük bırakırmış dinleyenleri bilinmez, su gibi konuşurmuş. Kimin kırık aşkı varsa ona getirirmiş, o da hiç soru sormaz hepsini tamir eder verirmiş sahiplerine. Mutluluktan mıdır yoksa eski maşuklarıyla yaşayacakları yeni tamir edilmiş aşklarından mıdır? Kim bilir belki de sadece şırıl şırıl akan tamircinin sesindendir, ama her nedense her neyse işte o, o kapıdan çıkan salya sümük ağlarmış. &lt;br /&gt;Herkesin bir kimsesi varmış, onun ise kimsesizliği. Herkes kaçarmış yalnızlık denen canavardan, o ise yatağına başkasını almazmış o simsiyah gecelerde. Yalnızlıkla sevişirmiş, kelimelerle sevişirmiş. İnsanları sevmezmiş tamirci, o çiçekleri, yıldızları, nehirleri, mor dağları severmiş. Tamirci ışığı sevmezmiş. Işık mahremiyeti sevmezmiş. Kırıkları tamirci dikermiş karanlıkta, sabah olunca ışık el çırparak kahkahalar atarak işaret parmağıyla gösterirmiş herkese dikiş atan yerleri. &lt;br /&gt;Sonra bir gün bir çocuk gelmiş tamircinin yanına. “Senin aşkın hiç yırtılmıyor mu tamirci?” diye sormuş. Bir an herkes susmuş. Tüm evren nefesini tutmuş. Tamircinin gözlerindekini görmüş çocuk sonra. Yırtık entarisinden görünen pembe ete işaret parmağını dikerek, “tamirci çıplak” demiş. “Onun yırtıkları bizden çok.” Taş kesilmiş tamirci o an. “Meğer tamirci bu yüzden simsiyah gecelerde geliyormuş.” deyip birbirlerini onaylamışlar insanlar. “Aldatıldık” demiş birisi. Atlamışlar hemen tamircinin üstüne yaka paça çıkarmışlar meydana. “Yakalım” demiş birisi. Hemen bir ağaca bağlamışlar tamirciyi. Tüm yırtık aşkları oraya yığmışlar ve ateşe vermişler. İçi parçalanmış bir martının. Her şey kül olunca bir adam gelmiş. Ayağıyla karıştırmış külü. Eğilmiş, yeleğinden bir sigara çıkarmış. Külden ateşlemiş sigarasını. Anlamış her şeyi o an. Meğer insanlar bu yüzden seviştikten sonra sigara yakıyorlarmış. Gülümsemiş. Doğrulmuş ve gün batımına doğru yürümeye başlamış. Silueti gün batımında bir kurt gibiymiş…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-3621100390572230645?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/3621100390572230645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=3621100390572230645' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3621100390572230645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3621100390572230645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/anne-bak-masal-cplak.html' title='Anne bak masal çıplak...'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-7893398943990620069</id><published>2010-06-13T22:35:00.002+03:00</published><updated>2010-06-13T22:39:29.159+03:00</updated><title type='text'>Kırık</title><content type='html'>Yalnızdı Karlar Kraliçesi. Her sevgisiz gibi yalnızdı. Bu yüzden nefret ederdi mutluluktan, bahardan, çiçekten. Efsunlu gözleri çekik ve boştu. Ağlamazdı Karlar Kraliçesi. Gülmezdi…  Görkemli buzdan şatosuyla kutuplarda yaşardı. Sihirli aynasıyla herkesin kalbini dondurmak, çektiğini çektirmek, anlaşılmak, paylaşılmak isterdi. Herkes gibi… herkes kadar… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimdir ki aşkın saflığına can-ı gönülden iman etmiş, işte onlar bu aynada kendilerine bir kere bakmaya görsünler, anında kötü kalpli acımasızlara dönüşüverirlerdi. Kraliçe bilirdi, aşk parçalanınca içinden zehir akardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırıldı bir gün masal… aktı zehir… yalnızlıkçı aldı savurdu cam parçalarını ışıklı şehrin üstüne. Parçalar kimin gözüne girdiyse işte onların masalını anlatmaya başladı anlatıcı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saf âşık Kay’ın gözüne girmiş kırık. Kay değil anlatıcı yitirmiş saflığını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kay düşmüş kraliçenin peşine, Gerda düşmüş Kayın peşine, Kays düşmüş Leyla’nın peşine, Leyla düşmüş aldanışlar çölüne.  &lt;br /&gt;Ayna dediği Leyla, kırık dediği masal, aşk dediği aldanışmış anlatıcının. Paramparça olmuş anlayınca. Kırılan kalp parçaları kesmiş ellerini, elleri pençe pençe, bir canavara dönüşmüş. Yazamamış. Bu bir anlatı değil ağlatı olmuş. Karlar kraliçesine dönüşmüş. Almış savurmuş kırık kelimeleri beyazlığın üstüne.  &lt;br /&gt;Sayfa sayfa söyle bana daha kırık başka masal var mı dünyada?  demiş alnının çatına atılan çarpı. Cevap sessizlikmiş. Kulakları sağır eden bir sessizlik…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-7893398943990620069?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/7893398943990620069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=7893398943990620069' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7893398943990620069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7893398943990620069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/krk.html' title='Kırık'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-950898826780490302</id><published>2010-06-11T21:42:00.000+03:00</published><updated>2010-06-11T21:43:42.906+03:00</updated><title type='text'>Düşler Arasındaki Ceset</title><content type='html'>Ellerimi yok ettim çünkü kirleniyordu dilim dışarının diliyle. Yüzünü de bu yüzden yok ettim belki. Yüzümü de bu yüzden yok ettim. Sessizliğini sonra, denize gözlerini kısıp bakışını, bakışınla yağmaladığın martı sürülerini, dağları sonra hep bu yüzden yok ettim. Geriye bir tek yalnızlığım kalıncaya kadar yok ettim. Yok oldukça inanmaz gözlerle aynalara koştum.&lt;br /&gt;O gün aynalar görüntümü kustu üstüme, yüzümün engebelerinden saatlerce yürüdüm kendime. Yalnızlık insanın kendiyle tanışmasıdır, konuşmasıdır, dövüşmesidir. Kimi zaman da öldürmektir, içindeki seni, olmak istediğin kendine benzemiyor diye öldürmek… Ürperdim o gün. Şimdiki ürpertilerimde o günden kalmıştır. Şimdi bile ne zaman ürpersem içimde bir aşk yıkılır. O zamandan beri yalnızlık susturmaktır biraz da ben de, içimdekini susturmak. Yalnızlık sessizliktir, ya da içindeki sesi yitirmek… Hâlbuki ben o sesi huzursuz bir evin kapı eşiklerinde büyütmüştüm. Huzursuzluğu duymayayım diye kulaklarımı hep o sese dayamıştım. Aynalara baktıkça anladım o sesin anlamını. Yalnızlık maskelerin altında insanın içine akan gözyaşlarıymış, kimsenin görmediği gözyaşları… İşte o gece, gece daha karanlık, telefon rehberi daha soğuk, geçmiş daha keşke, gelecek daha geçmiş oldu. Okudum alnımda beliren kanlı kelimeyi. Ağzımda bıraktığı kekremsi tadı evirip çevirdim dilimle. Yüzümü buruşturdum rakı içenler gibi. Sarhoş olmam belki şarkılardandı ama ben hep o kelimeden bildim. Hep ondan bileceğim…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-950898826780490302?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/950898826780490302/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=950898826780490302' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/950898826780490302'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/950898826780490302'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/dusler-arasndaki-ceset.html' title='Düşler Arasındaki Ceset'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-4716859080828179727</id><published>2010-06-10T23:16:00.001+03:00</published><updated>2010-06-10T23:17:48.231+03:00</updated><title type='text'>Yağmur için Çürük Prelüdler...</title><content type='html'>Sokaklar diye geçmişinde yürüyormuş, beyazına inat kefenli ölümün, simsiyah mızıkalarıyla anıları kirletiyormuş paçalarını. Saçlarıyla ağlıyormuş şehir, şakaklarından süzülen gözyaşlarıyla demir kapılardan diye bitimsiz bir bıkkınlıktan geçiyormuş. Gerçekliğin tahammül edilmez bir tarafı varmış. Seziyormuş ve susuyormuş bu yüzden. Çünkü sezmek bilmekten daha çok şey anlatırmış. Çünkü ölümler en çok sessizliklerle anlamlıymış. Çünkü gözlerini kapattığı zaman müzik kutusunda veronika dans ediyormuş. Hayaller gerçekten uzaklaştıkça güzelmiş. Hayal ettiği kadar insanmış insan, gerçek kaldığı kadar yalan. Masallarsa gerçek olamayacak kadar yalan, yalanlar hayal olamayacak kadar kirliymiş. Hayat en çok şarkılarla hayatmış, masallar en çok şarkılarla şarkı, ölümler en çok susmakla acıklı, aşklar en çok şehvetle hem dem, gelecek en çok gelmeyecekle şekillenirmiş. &lt;br /&gt;Şehrin saçlarından dökülen yağmurlar şarkılar getirmiş kızın gözlerine giderlerken. Yağmurun bıraktığı yerden devam etmiş şarkı gözyaşlarıyla. İnnocence is over.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-4716859080828179727?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/4716859080828179727/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=4716859080828179727' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4716859080828179727'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/4716859080828179727'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/yagmur-icin-curuk-preludler.html' title='Yağmur için Çürük Prelüdler...'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8322112172677167624</id><published>2010-06-10T03:03:00.000+03:00</published><updated>2010-06-10T03:08:39.863+03:00</updated><title type='text'>BİR KERE ÖLÜM = AŞK</title><content type='html'>Köleler varmış&lt;br /&gt;Kölelerin ellerinde silahlar  &lt;br /&gt;Silahların kölesi insanlar &lt;br /&gt;Bayraklar ve marşlar&lt;br /&gt;Birde uygun adım yürüyen çocuklar&lt;br /&gt;Öyle bir zamanda olmuş olan&lt;br /&gt;İnsanlar öleceğini unutmuş&lt;br /&gt;Araftan kurtulmak için inkar etmek gerekiyormuş bir tarafı&lt;br /&gt;Biz işimize hangisi gelirse orayı inkar ediyormuşuz&lt;br /&gt;İki tarafa da yabancı kalıyormuşuz o yüzden &lt;br /&gt;Yabancı kalınca maske takıyormuşuz&lt;br /&gt;Çocuklarımıza da öğretiyormuşuz –mış gibi yapmayı&lt;br /&gt;Üzülmüşüz gibi yapıyormuşuz gidenlere mesela&lt;br /&gt;Anlamıyormuşuz bir türlü &lt;br /&gt;Ölenler ölmüş gibi yapmıyormuş oysa…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İşte öyle cenabet bir vakitmiş ahretlik &lt;br /&gt;Öleceğimizi unutmuşuz&lt;br /&gt;Uyutunca masal bizi&lt;br /&gt;Başkasının hayatına dalmışız&lt;br /&gt;İşimize gelmeyince aşk &lt;br /&gt;Aşk gelmemiş içimize&lt;br /&gt;Ondan kaçmışız kendimize&lt;br /&gt;Dalmışız denize&lt;br /&gt;Ve boğulmuşuz bir denizkızı niyetine&lt;br /&gt;Ah Süleyman hatırlat bize &lt;br /&gt;Bana bile kalmadı de&lt;br /&gt;Ölüm bir kere gelir de&lt;br /&gt;Aşk bir kere…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8322112172677167624?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8322112172677167624/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8322112172677167624' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8322112172677167624'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8322112172677167624'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/bir-kere-olum-ask.html' title='BİR KERE ÖLÜM = AŞK'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-2313482056274520387</id><published>2010-06-09T00:42:00.000+03:00</published><updated>2010-06-09T00:43:51.868+03:00</updated><title type='text'>Yanık</title><content type='html'>Her şey bir vehimle başlar,&lt;br /&gt;Her şey bir vehimle başladı… Vehim, yani yalan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöminenin önünde oturmuş, üzerinde La Fontain yazan kitaba bakıyormuş karınca. Sonra açmış kitabı ve kerelerce okuduğu o masaldaki son cümleye bakmış; “Yazın çalan kışın oynar, haydi şimdi sıra sende ağustos böceği.” Gözlerini kapatmış ve kitabı göğsüne bastırarak mırıldanmış karınca; “hadi çal artık şu kapıyı…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah olunca erkenden kalkarmış karınca ve hemen yola koyulurmuş her gün yaptığı işi tekrar tekrar yapmak için. Evden çıkarken ağustos böceğinin hep uyuduğunu görürmüş. Onun miskin miskin akşama kadar yatması sonrada geç saatlere kadar şarkılar söylemesi, kendisinin ise durmadan çalışması gururuna dokunurmuş karıncanın. Akşam eve gelince hemen kitaba koşar o son cümleyi okurmuş ve rahatlarmış karınca; “Yazın çalan kışın oynar…” Sonra ağustos böceğinin sesi gelirmiş dışarıdan, o güzel yaz akşamlarında Venüs parlarmış gökyüzünde, dünyalar güzeli Venüs… Efkârlanırmış bu sese karınca, yüreği geçer bi an kendini kaptırırmış, sonra kendine kızar hemen pencereyi kapatır kulaklarını tıkarmış. Her seferinde karıncaya takılırmış ağustos böceği; “hey karınca dinlen biraz, kefenin cebi yok ne yapacaksın o kadar malı mülkü, bu dünya para kazanma yeri değil sevişme yeridir, gel beraber şarkılar söyleyelim, dans edelim…” karınca öfkeli öfkeli mırıldanırmış; "zamanı gelince ben sana söyleteceğim şarkıyı..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mozartın Requeim’i girmiş arka fonda ve en sonunda kış gelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöminenin önünde oturmuş karınca… Elinde La Fontain… Bekliyormuş o anı… Bütün yaz beklediği o anı bekliyormuş. Ağustos böceğinin kapıyı çalmasını bekliyormuş.&lt;br /&gt;Ve işte…&lt;br /&gt;tak tak…&lt;br /&gt;kim o !?&lt;br /&gt;Açın lütfen kargo…&lt;br /&gt;?kargo mu?&lt;br /&gt;Kapıyı açmış karınca, kapıda bir çekirge bekliyormuş elinde bir paketle.&lt;br /&gt;Bu da neyin nesi_?&lt;br /&gt;!Şurayı imzalayın lütfen…!&lt;br /&gt;Elinde paketle içeriye girmiş karınca, paketin üzerinde “sevgili dostum karıncaya” yazıyormuş, hemen açmış paketi. &lt;br /&gt;Bu bir albüm!!?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ağustos Böceğinden Yaz Şarkıları” yazıyormuş albümün üzerinde. Ölümünden sonra yayınlanmıştır yazıyormuş albümün üzerinde. Meğer ağustos böcekleri kışa kadar yaşamazlar yaz bitince ölürlermiş yazıyormuş üzerinde. Karınca CD yi kapağından çıkarmış ve CD çalara koymuş. O güzelim şarkılar çalmaya başlamış. Hep ertelediği o şarkılar çalmaya başlamış. Hep ertelediği o yaz akşamları çalmaya başlamış. Gözlerini kapatmış ve o güzel yaz akşamında Venüs’ü görmüş gökyüzünde, dünyalar güzeli Venüs’ü… O an her şeyi anlamış karınca. Her şey bir vehimle başlıyormuş meğer. Vehim, yani yalan…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöminenin önünde şimdi karınca… elinde La Fontain.&lt;br /&gt;Atmış ateşe.&lt;br /&gt;Yanmış masal…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-2313482056274520387?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/2313482056274520387/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=2313482056274520387' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2313482056274520387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/2313482056274520387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/yank.html' title='Yanık'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8379397142010545204</id><published>2010-06-06T21:56:00.002+03:00</published><updated>2010-06-07T21:07:14.711+03:00</updated><title type='text'>Yarım Masa(L)</title><content type='html'>Kocaman bira bardaklarıyla donatılmış masalarda birbirlerinin gözlerine bakmadan konuşan, duymayan, hüzünlü kadınlar… Nasılda şefkat sanıyorlar öpüşmeyi, nasıl çaresizce sokuluyorlar akbaba kafaların şehvetle gülümsemelerine. Ah yalnızlık, kime taksan hançerini, nereye çevirsen bakışlarını, orası yarım kalmış bir şarkıdır. Orası yarım kalan bir şarkı, yani maden ocaklarından ekmek çıkaran adamın gerisinde kalan çocuklar, yani çocuğunu askere diye ölüme gönderen bir annenin yüreğine düşen bombalar, o bombalardan sıçrayan şarapnel parçaları, taraçalarda futbol izleyen insanların tezahüratlarına karışan her neyse işte o… İşte onunla dolu ağzım. Lakin yarım şarkıların masalarına oturan, kafasına en ağır felsefi soruları takmış insanların ağızlarındakiyle aynı değil benim ağzımdaki. Onlar sigara altlığı hamburgerlerini her ısırışlarında ekmek kırıntıları düşürüyorlar yarım şarkıların masalarına, ekmek kırıntılarına uzanan bir faresin diyorlar kirli bıyıklarının altlarından gülümseyerek, şehvetle gülümseyerek masaya yeni katılmış ürkek gözlü kızın anlamaktan çok anlaşılmayı hayal etmiş göz bebeklerinde, neyin doğru olduğu önemli değil diyorlar sonra, önemli olan neyin yanlış olmadığı, neden yanlış olmadığı, kavalcı diyorum kurtar beni bu köyden. Kavalcı diyorum kavalcı…  Baktım şarkı herkesin gözünde tamdı ve hiçbir meşru yanı kalmamıştı meşrulaştırmaların. Yarım şarkılarla doluydum. Haber bültenleriyle, mavi martılarla, martı jonathanlarla, çıplak kadın omuzlarıyla, kitapçılardaki barkotlar gibi çizik, kitapların altlarındaki fiyatlar gibi saçma, bitimsiz bir bıkkınlıkla, öğrenilmiş bir çaresizlikle, sevgisizlikle, paket paket sigarayla doluydu ağzım. Sustum. Susmanın ve ürkmenin iğrençliğiyle sustum. Ben susunca kurşuna dizilir Albay Aureliano. Dizi çözülür dilimin. Ağzıma dayanıyor sabah bir silahın namlusuyla, sigara tadında mermilerle sıkıştırıyor beni her gece aynı köşeye. Yüreğimdeki masal sıkıştırıyor. Yazılmak istemiyor biliyorum. Tüketilmek istemiyor. Ama bir dayanabilsem yüreğimdeki parmaklıklara. Ah ki yazık, yazık ki aşkımın kelimeleri korkak. Geceleri kelimenin köpeği, zavallı dilenci ben. Neden benim masalım bir varmış bir yokmuşla değil de bir geç kalışla başlıyor. Lanetlenmiş şehvetim, hangi kurnaya dayasam ağzımı kurutan ben, hangi coğrafyaya gitsem yabancı ben, ne yılan ne de insan, başladığım yerde hala bir canavar, bir tek kendi masalını yazamayan ben…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8379397142010545204?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8379397142010545204/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8379397142010545204' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8379397142010545204'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8379397142010545204'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/diyelim-ki-bir-masadayz.html' title='Yarım Masa(L)'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-7048168101503478358</id><published>2010-06-02T23:58:00.002+03:00</published><updated>2010-06-03T17:15:59.036+03:00</updated><title type='text'>Sigara dumanı gibi bakan çocukların uzak uykularına cinsel uzuvlar çizen masal.</title><content type='html'>Babam yorgun bir karaltı gibi geçerdi gecenin karanlığından. Gece gibi geçerdi. Gece adımlarını sürükleye sürükleye çocukların düşlerine alkol kokan yaralar çizerdi. Akbaba kafalı erkekler çizerdi Boch resimlerine. Kanlı kelimeler çizerdi tanrılar alnımın mabedine. Koltuklara olan kulluğumuzun anlaşılmaz kıldığı kelimeler. Yarısı itaat iki yüzümüzün, yarısı maske. Maskeler mezar taşlarını sevmemekte haklıdır. Çünkü görmek istemez bozulmakta olanı. Oysa bozuluyor çıkmaz sokakları yüzümün. Şehrim, mor dudaklardan yapılma fahişeler taşıyan bir gemi. Esnaf bakışlarıyla duygularımı öldürüyorlar. Ölümlerle kadınlar nasılda kolay öpüşüyorlar gecenin en çıplak vakitlerinde. Akbaba kafalar nasılda çapkınca gülümsüyorlar. Annemin omuzlarını nasılda kemiriyorlar kurtlar. Nasılda soruyorum anneme, Neden, neden kavalcı topal çocuğu da almadı dağın içine? Aksayan yerlerime vuruyor bu masal; işaretli ve yarım diye. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlık bir odaydı, hiç şarkısı yoktu. Cien anos de soledad. Penceremde fesleğen kokuları yoktu. Sen kırmızı elbisenle yürürken kelebekler dökülmüyordu avuçlarıma. Hepsi yalandı, hepsini ben uydurdum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-7048168101503478358?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/7048168101503478358/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=7048168101503478358' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7048168101503478358'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/7048168101503478358'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/sigara-duman-gibi-bakan-cocuklarn-uzak.html' title='Sigara dumanı gibi bakan çocukların uzak uykularına cinsel uzuvlar çizen masal.'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-9006253092143757593</id><published>2010-06-01T23:29:00.000+03:00</published><updated>2010-06-01T23:30:02.279+03:00</updated><title type='text'>KIRMIZI MASAL</title><content type='html'>Güvenli duvarları varmış evin. Güven içindeymiş kız. Kırmızı başlıklı kız. Güvenli duvarların içinde her şey varmışta bir özgürlük yokmuş. İşte bir gün özgürlüğe koşmuş kırmızı başlıklı kız. Masal böyle başlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenli duvarlar, huzur veriyormuş vermesine de, özgürlüğünü alıyormuş adamın. Her şey varsa özgürlük olmuyormuş, özgürlük olunca hiçbir şey. Ah esaret ah. Yediğini içtiğini zehir edermiş kırmızı başlıklı kızın. Halbuki özgürlük, daha ne olsun hayatın mazereti… özgürlük, yani aşk…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uç kırmızılım uç.&lt;br /&gt;Bu yürek aheste durur mu, hadi uç…&lt;br /&gt;Uçmuş kırmızılı kız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polisin sevmediği gençlerden biri görmüş uçan kırmızıyı. Sokulmuş yanına. Hayat demiş, masmavi bir gökte aşk hatırına savaşmaktır. Kırmızı bir şehvet olmuş kırmızılı kızın gözleri. Ateş olmuş gece. Yanmış… Birbirine girmiş geceyle gündüz. İstanbul üstüne düşmüş masalın. Kan kırmızı olmuş Beyoğlu kim bilir kaçıncı kez. Kadın olmuş kırmızılı. Saçlarından tutmuş polisin sevmediği genç. Kibirli güzelliğini çıkarmış ortaya kırmızılı kadının.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;”En baştan beri yenik düşenlerle aynı saftayız kırmızılı kadın. Senin başındaki kırmızı. Benim omzumda ki yara. Hep aynı yerden.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Neden ellerin bu kadar şefkatli kırmızılı kadın?&lt;br /&gt;-Ellerim değil şefkatli olan, yağmur damlaları…&lt;br /&gt;-Peki ağlayan kim? Neden ağlıyor?&lt;br /&gt;-Gece ağlıyor… bulutlarla dağların imkansız aşkına ağlıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra kalkmış, doğrulmuş genç. Karanlıkta silueti kurt gibiymiş. Karanlığa doğru yürümüş ve kaybolmuş. Kadın. Gidememiş. Kalamamışta. Gidecek bir adresi yokmuş. O zaman anlamış kadın. Özgürlüğü seçtim sanırken, meğer yalnızlığın içine düşmüş. Bari geri döneyim demiş, kalkmış. O da ne. Bir siluet daha. O da kurt gibiymiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Merhaba” demiş siluet, “Ben anlatıcı; Efrasiyab. Sana bir şey hatırlatmak istiyorum. Hayat bir masal değildir. Hayat geri dönüşü olmayan bir yol. Bir kere yıktın mı duvarları, lanetli yaşamaya mecbursun. Boşuna bekleme, o yaz günleri seni hatırlamayacak bir daha. Kırmızılı kadın, avcı seni kurtarmaya gelmeyecek. ” kahkahalar doldurmuş masalı. Kırmızılı kadın kalakalmış gecenin ortasında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürümüş gitmiş anlatıcı. Karanlıkta silueti bir kurt gibiymiş…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-9006253092143757593?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/9006253092143757593/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=9006253092143757593' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/9006253092143757593'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/9006253092143757593'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/06/kirmizi-masal.html' title='KIRMIZI MASAL'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-3660768422592972869</id><published>2010-04-03T22:54:00.001+03:00</published><updated>2010-04-03T22:54:25.531+03:00</updated><title type='text'>Teneke Adam</title><content type='html'>Derken karşımda baştan ayağa teneke kuşanmış bir adam gördüm, elinde bir mızrak tuttuğunu anlayınca onun bir şövalye olduğunun ayrımına vardım. Ya da karşımda gördüğüm kelimelerin ardına saklanmış yalnız bir adamdı da, ben kelimeleri teneke şeklinde gördüğümden karşımdakini bir şövalye gibi görüyordum. Belki mızrak sandığım şey de sadece bir kalemdi. Cılız bir atın üstüne binmiş, başında ki miğferin kapağını kaldırmış az ötede ki yel değirmenlerine bakıyordu. Ya da bana öyle geliyordu, belki ateş gibi gözlerle içinde ki boşluğa bakıyordu da boşluk yavaş yavaş yel değirmenlerine dönüşüyordu. O zaman ben boş gözlerle içimde ki ateşe bakmaya başladım. İşte o noktada buluştu gözlerimiz. Hüzünlüydü, bıkkındı, savaşacak gücü kalmamıştı, benim gözlerimde bir umut kırıntısı arıyordu gözleri. Gözlerimi kaçırdım hemen, ufukta ki yel değirmenlerine bakmaya başladım. Sonra ben baktıkça yel değirmenleri keşkelerden yapılma canavarlara dönüşmeye başladı. Tekrar şövalyeye çevirdim bakışlarımı, ben bakarken yanımdan hışımla geçti, atıldı üstüne canavarların, cenk etti onlarla. Binlerce yıl... Binlerce yıl binlerce canavar öldürdü. Derken bir acı feryat koptu martılardan ben çölün düşü denizi seyrederken, ses gelip içimdeki şövalyenin yokluğuna çarptığında anladım, meğer en başından beri kaybedilmiş bir savaşın içindeymiş benim hüzün gözlü şövalyem. Sonra ben sustum, ben susunca şarkılar çaldı. Aldım hepsini gözyaşından hediyeler gibi sarıp teneke adama hediye ettim. Kimse bilmedi…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-3660768422592972869?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/3660768422592972869/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=3660768422592972869' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3660768422592972869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/3660768422592972869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/04/teneke-adam.html' title='Teneke Adam'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-8797836705905151710</id><published>2010-04-01T23:09:00.005+03:00</published><updated>2010-04-01T23:20:35.017+03:00</updated><title type='text'>Epigraflı Hikaye</title><content type='html'>"Bir Teselli Ver"   Orhan Gencebay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu ilk kez bir kitapçıda, elinde bir kitap, dalgın dalgın saçlarını geriye atarken görmek isterdim. Oysa onu ilk kez sıkış tepiş bir dolmuşta, elime verdiği bozuklukları şoföre uzatmadan hemen önce gördüm. Hiç konuşmadık. Bakışlarımdan rahatsız olur diye gizli gizli seyretmeye çalıştım onu yolculuk boyunca. Gizli gizli bir şeyler yapmayı beceremem oysa. Hâlbuki başarabileceğimi kendime söylediğim zaman, kuantumculara göre, bunun üstesinden gelebileceğimi biliyordum. Biliyordum bilmesine ama o an tüm bunları düşünmek için uygun bir zaman değildi. Aslına bakarsanız uygun bir yer değildi. O zaman insan neyi, ne zaman düşünmesi gerektiğine kendisi karar veremiyor diye düşündüm. Yani verebilseydi şu an düşünmek isteyeceğim son şeyleri düşünüyor olmazdım. Felsefik bir çıkmaza girmiştim, sonuç daha hüzünlüydü. Düşüncelerime bile hükmedemiyorsam eğer, siyaset hakkında, sinema hakkında, modernizm, postmodernizm hakkında düşündüklerim, şu halde asıl düşündüklerim değildi. Dolmuşta insanların suratlarına inanmaz gözlerle baktım. O zaman asıl düşündüklerim neydi? Ya da bu konular hakkında herhangi bir düşüncem var mıydı?  Zar zor “müsait bir yer” diyebildim. İndim ve bir an hiç düşünmeden başımı arkaya çevirdim, &lt;br /&gt;Boğuk egsoz seslerinin içinde &lt;br /&gt;Ürkek bir sen oldum&lt;br /&gt;Dolmuşun içinden giden kendime baktım&lt;br /&gt;Ardımda mavi gözlerin…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-8797836705905151710?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/8797836705905151710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=8797836705905151710' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8797836705905151710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/8797836705905151710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/04/epigrafl-hikaye.html' title='Epigraflı Hikaye'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-6871937955330896692</id><published>2010-03-27T23:27:00.004+02:00</published><updated>2010-04-02T00:35:19.326+03:00</updated><title type='text'>Savaş Bildirisi</title><content type='html'>Kulağımdaki sesi mi takip ediyordum, gözümdeki hayali mi, aklımdaki çocukluğu mu, kalbimdeki korkuyu, burnumdaki kokuyu mu… Mu, mu? Bilmeden yürüdüm. Bilmeden yaşamak gibidir böylesi yürümek. Ömür boyunca sonu ölüm olan bir yürüyüş değil midir benim yaşamak dediğim? Aşk dediğim de bu yürüyüşte ara sıra ölünen bir durak değil midir? Yoksulluk sonra, sevgisizlik değil midir benim aşk dediğim? &lt;br /&gt;Yürüdüm ben de. Dura dura, öle öle yürüdüm her bir duraktan. Gide gide tepelere vardım sonra. Geride çocuklarını mavi leğenlerde yıkayan, arap sabununu kafalarına vura vura güya kendi kaderlerinden intikam alan kadınlar vardı. Elleri nasırlıydı, pütürlüydü, öfkeliydi. Göz göze gelince yapmazlardı bunu, yapsalardı belki elleriyle apışaralarını kapatan çocukların bakışları büyümeye karşı hırsla bilenmezdi. Öfkeyle deredeki kurbağaları öldürmezlerdi belki. Ardımda çocuklar vardı. Gizli gizli sigara içmeyi büyümek sanan çocuklar. Sırf sevilmek için. Sevilmeyi sigara içmek sanan, deli deli dolaşan deli kezbanın yalnızlığına bakıp ürperen sonra, ürpertiler içinde kavgalara karışan, kavga yapmayı sevilmek sanan, arabesk dinleyip doğan marka arabalarda bira içen, sevilmeyi bira içmek sanan, düğünlerde arka sıralarda tokuşulan kızları sahiplenen sonra, sahiplenip habersiz acılar çeken, öğretmenlerin, polislerin, kimsenin sevmediği çocuklar vardı.            &lt;br /&gt;Neyse… Geride bunlar vardı varmasına da, önümde yemyeşil karanlıklarıyla mezarlıklar vardı. Yemyeşil karanlıklara doğru yalpalaya yalpalaya bir gidiş, jölemsi bir kıvamda akan belki, belki de kuru bir yaprak, rüzgârda savrula durula uçan, bir gidişler vardı… Gidişler ki bir ile başlamayan, hiç bitmemecesine, geri dönmemecesine bir gidişler… Gidişler ki, sadece bir tutam anı değil, sadece, bir kırık hayal, sadece yanık bir türkü değil, sadece bir çocukluk aşkı değil, sadece, bir bardak çay ile içilmiş bir sigara, sadece işlenmeyen suçların utançları değil, utanmadan işlenen suçları da yürüyen bir ben gördüm. Gördüm neyleyim. Yağmurluydu gördüğüm gidiş. Ardında derin gölgeleri vardı. Acılı şarkıları vardı. Islaktı. Fazlasıyla ıslaktı yağmurun saçları. Şimdi içimden beni sadece o yürüyüşten değil, her türlü yaşamaktan ayıran bir şey geçiyor. Pis bir şey. Ağzımda evirip çevirdiğim ve tadını sigaraya benzettiğim kekremsi bir şey. Tükürüyorum. Küfrediyorum. Farkı yok baltalarla parçalanan şahmeranın, yürüyüşümü seyreden bir benden. Hissediyorum. &lt;br /&gt;Lakin bir şey mi arıyordum. Bu gidişler, bu yürüyüşler, bu yaşamaklar, bu bakmaklar…  hepsi bir olmayana mı yazılıyordu. Bir zamanlar elinde kılıçla şehriyar da kükremişti bana. "Bu masallar bir olmayana mı yazılıyor?” demişti. Sen yoksun demiştim ben de ona, sen benim çiğnenmiş bir düşümsün. Senin atlıların çiğnedi bu düşü. Kızmıştı bana. Neden? Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış. Kovsunlardı. Onuncu köy ne güne duruyordu. Şehrazat değildi şehriyara masallar anlatan, Şehriyardı, şehrazat için kendine masallar anlatan. Artık biliyorum.    &lt;br /&gt;Vesselam…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-6871937955330896692?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/6871937955330896692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=6871937955330896692' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/6871937955330896692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/6871937955330896692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/03/savas-bildirisi.html' title='Savaş Bildirisi'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8527903377713140124.post-489659172876428327</id><published>2010-03-26T23:45:00.000+02:00</published><updated>2010-03-26T23:46:28.693+02:00</updated><title type='text'>Dönmek...</title><content type='html'>Sonra yalnızlık bir kadın suretinde gelip kaldırıma oturdu, elinde gitarıyla acı acı sevgisizlikten bahseden aşk şarkıları söyledi azı şarkı çoğu yalan düş gecelerine. Kırmızı radyomda binlerce yıllık mesafelerden gelen kadife sesli kadınların söylediği şarkılara karıştı bir an bu yalnızlık sandığım çaresizlik. Bıçaktı gece, yarısı yalan yarısı siyahtı. Siyahtı ya, her siyah gibi batardı. Önceleri, yani henüz büyümemişken, yani uçakların gökyüzüne çizdiği beyaz çizgileri hayallerime giden patikalar sandığım zamanlar, annemin genç, babamın kendini la yemut sandığı zamanlar, yüzyıllık bir yalnızlıkla çöpleri karıştıran deli kezbanın ardı sıra ürpertilerimin gitmediği zamanlarımda yani, bilemezdim tabii çaresizlik denen şeyin bunca zaman bekleyip, siyah bir gece şeklinde gelip ellerime batacağını. Batıp beni masallarımdan edeceğini. Bilemezdim tabi. Bilemezdim aşk için elimdeki tek sermaye olan kelimeleri aşk tacirlerine peşkeş çekeceğimi. Kala kala elimde yalandan anıların kalacağını. &lt;br /&gt;Huzur sandım vazgeçmeyi. Vazgeçmiştim kelimeden yapılma aşklardan. Ya da vazgeçebileceğimi sanmıştım. Savaşmayan bir kumandan ne kadar huzurluysa işte o kadar huzurluydum. Anladım sonra. Bir geceydi anladım. Yazmak zorundaydım. Yarısı yalan yarısı şarkı masallar yazmalıydım. Kimse için değil, kendim için yazmalıydım. İçimde biriktirdiğim ne kadar çaresizlik varsa dökmeliydim. Anlaşılmayı beklemeden yazmalıydım. Yazdıkça ağlamalıydım. Yazdıkça anlamalıydım bunca zaman anlaşılmaz olan taraflarımı. Kendimle kavga etmeliydim eskiden olduğu gibi. Savaş meydanından kaçmamalıydım. Çok uzun zamandır savaşmamış bir komutan gibi tedirginim. Çok uzun zamandır savaşmamış bir komutan kadar umutlu. Biliyorum sonunda öleceğim. Ama savaşmasaydım ölecektim, savaştım gene öldüm diyebilmek için. Boynumda tacirlerin pisletip attıkları kelimelerimden yapılma utançlarımla yine geldim. Sayfam, ben geldim…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8527903377713140124-489659172876428327?l=carklar.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carklar.blogspot.com/feeds/489659172876428327/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8527903377713140124&amp;postID=489659172876428327' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/489659172876428327'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8527903377713140124/posts/default/489659172876428327'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carklar.blogspot.com/2010/03/donmek.html' title='Dönmek...'/><author><name>Gregor Samsa</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10429966281526930006</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/-6qunAA5VC9g/TaAYamcYEGI/AAAAAAAAAO8/xEUQNDG3UOo/s220/ads%25C4%25B1z.bmp'/></author><thr:total>6</thr:total></entry></feed>
